29th Haziran 2009

Kabir Azabı-Prof. Mehmet Okuyan

posted in KABİR AZABI |

Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Tefsir kürsüsü öğretim üyelerinden Prof. Mehmet Okuyan “Kabir Azabı Var mı?” konusunda kapsamlı bir kitap hazırlamıştır. 485 sayfa ve büyük boy olarak hazırlanan kapsamlı bu eserde konu geniş bir biçimde ele alınmıştır.

Prof. Mehmet Okuyan, kabir azabının olacağını iddia edenlerin görüşlerini tek tek zikrettikten sonra delil olarak getirdikleri ayetlerin konuyla alakalı olmadığını, hadislerin ise ya senet (ravi zinciri) açısından veya metin açısından güvenilir olmadığını, kabir azabına delil olarak getirilen rüya ve keşif gibi örneklerin ise istismara açık olduğunu ve delil niteliğini taşımadığını bu konuyla ilgili yazdığı çalışmasında açıkça ortaya koymuştur.

Mehmet Okuyan, İbnü’l-Cevzi’yi referans göstererek kabir azabıyla ilgili hadislerin sahih olmadığını belirtmiştir. Yine o, ölünün kabirde ezanı duyacağını bildiren hadislerin, ölen peygamberlerin 40 gün ruhlarının kendilerine iade edildiği veya ana babasının veya birisinin kabrini Cuma günü ziyaret edip Yasin okuyanın günahlarının bağışlanacağını veya kabirde birbiriyle konuşmalar olacağını bildiren rivayetlerin uydurma olduğunu belirtmiştir. (İbnü’l-Cevzi, Kitabul’l-Mevdû’ât, s.237-238-239) (Prof. Mehmet Okuyan, s.160-161)

MEHMET OKUYAN’IN KONUYLA İLGİLİ DEĞERLENDİRMESİ

3.4. RİVAYETLERİN VE KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

Bundan önceki başlıklarda ele aldığımız rivayetleri ve rüyaları kabir azabına delil sayanlara yönelttiğimiz eleştirilere ilave olarak şu genel değerlendirmeleri de hatırlatmak durumundayız:

Herhangi bir hadisi (rivayeti) bir yerde okuduğumuz veya işitti­riniz zaman, yapılacak ilk iş, onun kaynaklarda, isnadıyla birlikte bulunup bulunmadığını araştırmaktır. Kaynağı zikredilmeyen veya kaynaklarda bulunmayan bir hadis, kaynaklarda bulunup isnadı incelenerek sağlam olup olmadığı tespit edilmedikçe yok hükmündedir ve onun hadis olarak kabul edilmesi asla mümkün değildir. Bu tür kaynaksız ve isnadsız bir hadis, hangi eserde bulunursa bulunsun, eserin yazarı kim ve ne kadar ünlü olursa olsun sonuç fark etmez. Hele hele rüya, keşf, ilham gibi sübjektif ve istismara tamamen açık yollardan alındığı iddia edilen hadislere asla ve katiyen itibar edilmemesi gerekir.(Kırbaşoğlu, Hadis Metodolojisi, s.182)

a) Kabir azabı konusu gaybî bir konudur; yani bilinemezler arasında yer almaktadır. Dolayısıyla bilinemez diye belirlenen bir konuda normal konular gibi haber verildiğinin iddia edilmesi ihtiyatla karşılanmalıdır.

b) Kabir azabı, yukarıda ele aldığımız çeşitli rivayetlerden de anlaşıldığına göre büyük günahlar nedeniyle uygulanmamakta, küçük günahlarla ilişkilendirilmektedir. Kabir azabına uğratılan kişi eğer büyük günahları da olan biri idiyse bu defa kabir azabı hafife alınmış olacak, caydırıcılık özelliğini kaybedecektir. Çünkü yakın tehditten kaçınmaya çalışmanın gerekçesi basit hatalarla sınırlı tutulamaz; yakın tehdit daima daha büyük hatalardan kaçınmayı amaçlamalıdır. Zaten Yüce Allah da küçük günahları silmeyi, örtmeyi veya affetmeyi büyüklerinden kaçınmaya bağlamıştır. İlgili âyetlerde şu bilgileri görmekteyiz:

“Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız.” (Nisa, 4/31) İşte bu âyette Yüce Allah, insanların seyyiât denen hatalarını örtmesini ve sahiplerini değerli bir yere, yani Cennete koymasını tartışılmaz bir şekilde -insanların, yasaklanan hataların büyüklerinden kaçınmaları şartınına bağlamaktadır.

“Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah’ındır. Bu, Allah’ın, kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, güzel davrananları da daha güzeliyle mükâfatlandırması içindir. Ufak tefek kusurları dışında; büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır.” (Necm 53/31-32) İşte burada da durum benzer bir şekil arzetmektedir. Yani Yüce Allah, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınıp el-lemem denen ufak tefek hataları işleyenleri engin mağfireti gereği bağışlayacağını bildirmektedir. Demek ki büyük günahtan kaçınanların küçük günahları Yüce Allah tarafından örtülecektir. Dolayısıyla kabir azabıyla ilgili bu ve benzeri rivayetler ilgili ayetler çerçevesinde yeniden değerlendirilmek zorundadır; çünkü bu âyetlerin mesajı karşılığında söz konusu rivayetler sorunlu bir hal almaktadır.

Diğer taraftan genelde bilindiği ve bazı rivayetlerde de ifade edildiği üzere idrarını üzerine sıçratmak gibi diğerlerine göre daha küçük görülen günahlardan bu şekilde azap görülürse daha büyük günah işleyenlerin, inançsızların veya münafıkların durumu hakkında neden bilgi verilmediği ya da hiç olmazsa diğerleri kadar yaygın bilgi verilmediği de merak konusudur. Bazı nakillerde Hz. Peygamberin kabir hayatını en önemli durak olarak tanımladığı iddia edilmektedir. Eğer bu iddia doğru ise o zaman en önemli durağın en hassas inanç aykırılıklarını ihmal edeceği sonucu kendiliğinden ortaya çıkmaz mı?

Rivayetlerde yer alan iddialara göre Hz. Peygamberin ağaç dalı dikmesiyle azap durduruluyorsa bütün ağaçları kesip mezarlara dikmek ya da mezarları ormanlarda kazmak, pratik bir çözüm olacaktır. Burada eğer “fidanı diken kişi azaptan kurtarmada veya azabın hafifletilmesinde etkilidir” denirse “Hz. Peygamber’den sonra ölenlerin suçu nedir ki onların mezarına fidan dikilemiyor?” sorusu akla gelir. Kaldı ki o dönemde küçük günah sahibi olarak ölen herkesin mezarına fidan dikilip dikilmediği de mevcut rivayetlerden anlaşılamamaktadır. Eğer, “o dönemde ölenlerin küçük günahları da yoktu” denirse bu ifadeye söyleyecek bir sözümüz yoktur.

Kabirdeki sorulara verilecek cevaplara göre âhiretteki mekanın değişeceğini söylemek de dünya hayatının bir imtihan alanı olduğu şeklindeki Kur’ânî gerçeğe aykırıdır. Kur’ân’da kabirlerden na­sıl kalkılacağı söylenirken oradaki, yani varsa kabirdeki azaptan söz edilmez mi? Bu kadar ciddî bir konuda Yüce Allah’ın söylemediğini Hz. Peygamber söyler mi? Eğer kabir azabı varsa bunu gerçekleştirecek olan Yüce Allah’tır. O zaman bu konudaki bilgileri de Yüce Allah’ın kitabında aramak zorundayız.

Kabirde yaşananların insanlar tarafından duyulduğundan söz eden rivayetler hakkında şu kadarını söylemekle yetinmek istiyoruz. İlk muhatap Hz. Peygamber de dahil olmak üzere kabirlerdeki insanların hiçbirisinden herhangi bir şeyin hissedilemeyeceği Kur’an’da şöyle beyan edilmektedir: “Biz, onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlık işareti) hissediyor veya onlara ait cılız birses işitiyor musun?” (Meryem 19/98) Şüphesiz bu âyetteki asıl anlam, eski kavimlerin helak olduğunu, artık ses anlamında onlara ait herhangi birvarlık işaretinin bulunmadığını beyandır; ancak özellikle son cümledeki, “onlara ait cılız bir ses işitiyor musun?” ifadesi, bizim işlediğimiz konuya da delil olabilir. Hz. Peygamber’in, geçmiş din mensuplarına meselâ Yahudilere ait kabirlerden ölülerinin sesini duyduğu ifade edilen rivâyetlerdeki bilgiler, işte bu âyetin son cümlesivle açıkça çelişmektedir. Çünkü buradaki, mutlak anlamda “herhangi bir kimse” anlamına gelmektedir. Dolayısıyla buradaki anlamıyla geçmiş nesillerden hiç kimsenin sesinin duyulamayacağı bu şekilde ifade edilmiş olmaktadır.

g) “İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler”(Enbiya 21/1) âyeti, hesabın herkesi içerdiğini ve bunun kıyamet sonrası dönemde gerçekleşeceğini açıkça belirtmesine rağmen ilgili kabuller bu ve benzeri âyetlerle çelişmektedir. Bu arada hesabın kabirde başladığım gösteren bunca rivayet, senet bakımından veya metin açısından eleştiriye tabi tutulmadan bazılarınca kabul edildiği için hesabın başlama zamanını bildiren âyetlerin anlamı da kapalı kalmaktadır. Bu âyetten de anlaşıldığına göre tekrar vurgulamak gerekirse “hesabın görülme yeri âhirettir; kabir değildir.” Eğer iddia edildiği gibi kabirde de hesap olsaydı bu âyette yaklaştığı bildirilen “hesab”ın tekil değil çoğul olması gerekirdi.

Yukarıdaki bilgiler ışığında kıyamet öncesi dönemde kabirde, sorgulanma ve azap olmayacağı açıktır. Bununla birlikte insanların dünyada yaptıklarının hesabının sorulmayacağı da zannedilmemelidir. Peki sorgulama, azap veya ödül ne zaman ve nerede gerçekleştirilecektir? İşte bundan sonraki bölümde, bu soruların cevaplarını ortaya koymak üzere, ölüm sonrası kıyamet-âhiret süreci Kur’ân’dan delillerle açıklanmaya çalışılacaktır. (Okuyan, s.305-308)

(Prof. Mehmet Okuyan, Kur’an- Kerim’e Göre Kabir Azabı Var Mı?, Etüt Yayınları, Samsun, 2007)

This entry was posted on Pazartesi, Haziran 29th, 2009 at 08:55 and is filed under KABİR AZABI. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

There are currently 17 responses to “Kabir Azabı-Prof. Mehmet Okuyan”

Why not let us know what you think by adding your own comment! Your opinion is as valid as anyone elses, so come on... let us know what you think.

  1. 1 On Aralık 9th, 2010, osman karavelioğulları said:

    prof.dr mehmet okuyan hocanın kabir azı ile ilgili
    kitabı bulamadım nereden temin edebilirim burdurdan selamlar

  2. 2 On Aralık 10th, 2010, admin said:

    Internet üzerinden araştırabilirsiniz.
    Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi’den konu hakkında bilgi alabilirsiniz.
    http://www2.omu.edu.tr/akademikper.asp?id=876

  3. 3 On Nisan 26th, 2011, halil arık said:

    hocamızın hilal tv de konuşmalarını ilgi ile takib ediyorum.çok değişik bir dil kullanıyor.yeni yorumlar getiriyorkitablarından birer adet göndermesin mümkünmü acaba selam ve saygılar

  4. 4 On Nisan 28th, 2011, admin said:

    Mehmet Okuyan, 19 Mayıs Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi’nde. Bu adresten mail yoluyla iletişime geçebilirsiniz.

  5. 5 On Mayıs 13th, 2011, alimuaviye ömeroğlu said:

    prof.mehmet okuyan..kabir azabı bu ümmetin münafıklarına vardır.inanmazsan ölünce görürsün..ben inanıyorum..kabir azabının varlığı ile çok sahih hadis var birini yazayım..”bu kabirlerde yatanlar muhakkak azab olunmaktadırlar.hemde (onlar nazarında)büyük bir şeyden dolayı azab olunmuyorlar.evet onların işlediği şeylerin günahı(aslında)büyüktür.şöyleki:-onlardan biri koğuculuk ederdi.diğeri ise idrar yaparken sidik(sıçramasından)korunmazdı.”buhari.1/61….

  6. 6 On Mayıs 18th, 2011, erol morina said:

    selam aleykum hocam ben kosovadan erol morina kabir hazabiyla olan o kitabi kosovada nasil temin edebiliriz/

  7. 7 On Haziran 11th, 2011, fatma said:

    selmün aleyküm hocam sizi daha yeni buldum beynimdeki sorulara cevap oldunuz allah razı olsun

  8. 8 On Temmuz 6th, 2011, erol morina said:

    selam aleykum hocam

  9. 9 On Temmuz 7th, 2011, admin said:

    a.s.

  10. 10 On Ağustos 9th, 2011, mustafa said:

    Selamunaleyk. Hocam kabir azabıyla ilgili rivayetlerin sağlam olmadığını belirtiyorsunuz ama sizin delil olarak öne sürdüğünüz “Biz, onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlık işareti) hissediyor veya onlara ait cılız birses işitiyor musun?” ayeti kerimesinin sizin görüşünüzü desteklediği söylenemez.

  11. 11 On Ağustos 9th, 2011, admin said:

    Merhaba,
    Meryem, 98-Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun?

    Kur’an’da bir konu ele alınırken eğer konu bir hakikat ise açık-net ifade edilir. Zorlama ve çıkarma anlamlara fırsat vermez. Ayette verilmek istenen mesaj, ölen birileri hakkında geri dönüşün ve canlılığın söz konusu olmadığı yönündedir. Ayet kabir azabına dair işaretlerini de silme yönünde bir mesaj vermektedir.
    Saygılar
    ErdemYolu

  12. 12 On Eylül 3rd, 2011, mustafa said:

    Sitenizdeki “indirilebilir çalışmalar” kısmında “Ebu Hureyre Gerçeği” adlı çalışmayı okuyunca dehşete kapıldım. Yüzlerce alim bu kadar güvenilmez! olan bir kişiden nasıl olur da hadis aktarır. O zaman tüm mezhep imamları, muhaddisler çok cahil! güvenilmez! öyle mi. Allah C.C. iftira atanlara lanet etsin. Bu konuda yorumunuzu bekliyorum.

  13. 13 On Eylül 5th, 2011, admin said:

    Size bu konuda yapılmış ciddi, yanlı olmayan, bilimsel ölçütlerle yapılmış kaynakları, çalışmaları, siyer ve hadis kitaplarını incelemenizi salık veririz. Bunlara ulaşılamıyorsa doktora tezleri ciddi çalışmalarıdır, genellikle ciddi bilimsel kurulların denetiminden geçerler. Ebu Hureyre hakkındaki eleştiriler ta başlangıçta Resulün vefatından kısa bir süre sonra Hz. Aişe validemiz tarafından başlamış, Hz. Ömer döneminde resmi tedbir uygulamasına gidilmiştir. Sakince olayı anlamaya çalışmak lazım. Müslümanlar yalnızca Allah’a taparlar. İnsanlar kusurlardan, hatalardan, yanlışlardan ari değildirler.
    Saygılar
    ErdemYolu

  14. 14 On Eylül 6th, 2011, ercet said:

    Kesinlikle Kuranın sözü dinlenmelidir.Bir bilimler manzumesi olan kitabımıza göre(Mantıksal düşünce ile)eğer kabir azabı var ise bile çok basit sorgulamalar ile bu azplardan kurtulmak en hafifinden Mübarek Kuranı ciddiye almamaktır.

  15. 15 On Aralık 20th, 2011, Metin Yılmaz said:

    Sayın profesör,
    Kabir azabı haktır ve bunda da Ehl-i Sünnet ulemasının icmaı vardır. İcmayı yalanlamak bilittifak küfürdür. Şimdi size bu konudaki bazı ayet ve hadislerden bazı delillerin yer aldığı web sayfasını veriyoruz. http://www.islam-tr.net/tevhid/11508-kabir-azabi-suali-daralmasi-haktir-hadisler-mutevatirdir.html
    İşte bu sayfada yazıalanları lütfen yanlış ve uydurma ise, bir reddiye ile belirtiniz. Ama, reddiyenizin desteğini şaibeli (İbn-i cezviyye, hayri Kırbaşoğlu v.s. gibi) isimlerle değil, muteber din alimleriyle yapınız.

  16. 16 On Aralık 21st, 2011, admin said:

    Yazarın cevabı için aşağıdaki eserini okuyunuz veya konuşmaları izleyiniz.
    Kur’an-ı Kerim’e Göre Kabir Azabı Var Mı?
    http://www.tumkitaplar.com/kitap/index.pl?kitap=135184

    Kabir Azabı (Farklı Bir Yorum)
    http://www.youtube.com/watch?v=P54NWlfItMA
    http://www.youtube.com/watch?v=tl7NUna_qz4
    http://www.youtube.com/watch?v=yL5VhHNPWdo&feature=related

  17. 17 On Ocak 29th, 2012, kemal değirmenci said:

    sayın Prf.Dr. Mehmet Okuyan,
    değindiğiniz bütün konulardaki yapmış olduğunuz açıklamalarınız yıllardır kafamızda biriken soru işaretlerine tamamen birer cevaptır. açıklamalarınızdan dolayı sizleri tebrik ediyor, ufkunuzun ve yolunuzun açık olmasını diliyor, sizin gibi insanların sayılarının artmasını Allah’tan temenni ediyorum. ALlah’a emanet olun,
    Saygılarımla…

Yorum Yaz

  • Takvim

  • Şubat 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Oca    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    272829