31st Ağustos 2008

SAYGI-BARIŞ=>HAK-ADALET=>AHLAK-ERDEM=>SEVGİ-DOSTLUK=>UMUT-SORUMLULUK=>ÖZGÜRLÜK

KUR’AN’DA CENNET VE CEHENNEM KONUSUNDA BELİRLEYİCİ İFADELER

3Al-i İmran/195- Ve Rableri onların dualarını şöyle cevaplar: “İster erkek, ister kadın olsun, (Benim yolumda) çaba gösterenlerden hiç kimsenin çabasını boşa çıkarmayacağım: (çünkü) hepiniz birbirinizin soyundan gelirsiniz. Zulüm ve kötülük diyarından kaçanlara, yurtlarından sürülenlere, Benim yolumda eziyet çekenlere ve (bu yolda) savaşıp öldürülenlere gelince; onların kötülüklerini mutlaka sileceğim ve onları, Allah’tan bir mükâfat olarak, içinden ırmaklar akan hasbahçelere sokacağım: Zira mükafatların en güzeli, Allah katında olanıdır.”

—————

16Nahl/97-Erkek ya da kadın, inanmış olması yanında bir de dürüst ve erdemli davranan kimseye hiç şüphesiz arı duru, hoş bir hayat tattıracağız ve yine şüphesiz böylelerini, yapageldikleri en güzel şey neyse ona göre ödüllendireceğiz.

——————-

41Fussilet/30-(Fakat) “Rabbimiz Allah’tır!” diyen ve sebatla doğru yolu izleyenlere gelince, onların üzerine sık sık melekler iner (ve şöyle derler:) “Korkmayın ve üzülmeyin, işte alın size vaad edilmiş olan cennet müjdesini!

41/31- Biz bu dünya hayatında sizin dostunuzuz ve öteki dünyada (da dostunuz olacağız), orada canınızın çektiği her şeye sahip olacak ve istediğiniz her şeye kavuşacaksınız,

41/32- bağışlayıcı ve rahmet kaynağı olan Allah’tan bir karşılama (olarak)!”

——-

43Zuhruf/69-(Siz ey) mesajlarımıza iman etmiş ve kendilerini Bize teslim etmiş olanlar!

43/70-Siz ve eşleriniz, sevinç ve mutlulukla cennete girin!”

43/71-(Orada) altın tepsiler ve kadehler ile karşılanacaklar ve canlarının istediği ve hoşlanacağı her şeyi orada bulacaklar. Ve siz orada oturup kalacaksınız (ey inananlar!)

43/72-Geçmişte yaptıklarınız sayesinde hak edeceğiniz cennet işte böyledir!

 

****************************o****************************************

 

 

 

 

 

KUR’AN’DA CENNET VE CEHENNEM TASVİRLERİ

2Bakara/25-Ama imana ermiş olup doğru ve yararlı işler yapanlara, içlerinden ırmaklar akan has bahçelerin kendilerine ait olacağını müjdele! Onlara ne zaman rızık olarak oradan bazı ürünler bahşedilse, “Bunlar, bize daha önce bahşedilenlerin aynısıymış” diyecekler. Çünkü onlara o(geçmişte tadılanlar)ı hatırlatacak şeyler verilecek. Onlar, orada tertemiz eşler bulacaklar ve orayı mesken edinecekler.

————————o—————————–

7/1-Elif-Lam-Mim-Sad.

7/2-(Yücelerden) bir ilahi kelam indirildi sana artık gönlünde bu konuda herhangi bir şüpheye yer verme ki, onunla, (yoldan sapanları) uyarabilesin ve (böylece) inananlara da öğütte bulunabilesin:

7/3-Rabbinizin katından size indirilene uyun; Ondan başka önderlerin ardından gitmeyin. Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda bunu.

7/4-Biz (baş kaldıran) topluluklardan nicesini, gece vakti ya da güpegündüz dinlenirken ansızın gelip çatan cezamızla yok etmişizdir.

7/5-Ve cezamız başlarında koptuğu zaman, kendi kendilerine, “vah bize! Biz gerçekten zalim kimselerdik!” demekten başka söyleyecek sözleri olmamıştır.

7/6-Ve bu yüzden, kendilerine (ilahi) bir mesaj gönderilen herkesi, hiç şüphesiz, (Yargı Gününde) hesaba çekeceğiz. Ve yine hiç şüphesiz mesajla gönderilenleri(n kendilerini) de hesaba çekeceğiz.

7/7-Ve sonra kendilerine mutlaka (yapıp ettikleri hakkındaki şaşmaz) bilgimizi açacağız: çünkü hiçbir zaman (onlardan) uzak değildik.

7/8-Ve ölçme-tartma işi o Gün dosdoğru gerçekleşecek; ve tartıda (doğru ve yararlı davranışlarının) yükü ağır gelenler; işte böyleleridir mutluluğa erişecek olanlar;

7/9-Oysa, tartıda yükü hafif çekenler; işte, mesajlarımıza inatla karşı çıkmaları yüzünden kendilerini bedbahtlığa sürükleyecek olanlar da bunlardır.

7/34-Ve her toplum için bir vade belirlenmiştir: Öyle ki, vadeleri dolduğunda onu bir tek an olsun, ne geciktirebilirler ne de öne alabilirler.

7/35-Ey Ademoğulları! Size kendi aranızdan benim mesajlarımı ileten elçiler geldiğinde, kimler ki Bana karşı sorumluluk bilinci duyar ve kendilerini düzeltirlerse, işte onlar için korku yok; onlar üzülmeyecekler de;

7/36-ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkanlar ve onlara kibirle tepeden bakanlar, işte orada kalmak üzere, ateşe girecek olanlar böyleleridir!

7/37-Kendi asılsız uydurmalarını Allaha yakıştıran ya da Allahın ayetlerini yalanlamaya kalkışan kimselerden daha zalim kim olabilir? Onlara (hayatta) nasip olarak her ne ki yazılmışsa kendilerini bulacaktır; ta ki, canlarını almak için elçilerimiz gelip (de) onlara: “Hani, nerde Allahtan başka çağırıp durduğunuz varlıklar?” deyinceye kadar. Ve (günahkarlar): “Bizi yüzüstü bıraktılar!” diye karşılık verecekler; ve (böylece), hakkı inkar eden kimseler oldukları konusunda kendi aleyhlerine tanıklık etmiş olacaklar.

7/38-(Bunun üzerine Allah): “Katılın öyleyse, ateşe sizden önce gömülüp giden görünmeyen varlıklar ve insanlar güruhuna!” (Ve) bir güruh (ateşe) girerken her seferinde kendi yandaşlarına lanet edecek; o kadar ki, onların hepsi, birbiri ardından oraya doluştuklarında, sonrakiler önden gidenler için (şöyle) diyecek: “Ey Rabbimiz! Bizi yoldan çıkaran işte bunlardı: öyleyse, onlara ateşle iki kat azap ver!” Allah: “Her biriniz iki kat azaba müstahaksınız ama bunu bilmiyorsunuz” diye cevap verecek buna.

7/39-Ve öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: “Demek ki, hiçbir bakımdan bizden üstün kimseler değilmişsiniz! Öyleyse, yaptığınız bütün o kötülükler için, tadın bu azabı!”

7/40-Gerçek şu ki, Ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan ve onlara tepeden bakan kimselere göğün kapıları açılmayacaktır ve onlar, halatın iğne deliğinden geçebilmesinden daha kolay giremeyecekler cennete. Günaha gömülüp gidenleri Biz işte böyle cezalandırırız.

7/41-Cehennem onların hem dinlenme yeri hem de örtüleri olacak; zalimleri Biz işte böyle cezalandırırız.

7/42-Ama imana erişen, doğru ve yararlı işler yapan kimseler -(ki) şüphesiz, Biz kimseye taşıyabileceği yükten fazlasını yüklemeyiz- işte, ebediyen kalmak üzere cennete girecek olan bunlardır;

7/43-(ki, oraya girmeden önce) onların içlerinde (takılıp kalmış) olabilecek düşünce ya da duygu türünden uygunsuz ne varsa silip atacağız; orada önlerinde dereler-ırmaklar çağıldayacak; ve onlar: “Bütün övgüler, bizi bu (bahtiyarlığa) eriştiren Allaha yakışır; çünkü eğer O bize yol göstermeseydi biz asla doğru yolu bulamazdık! Ve Rabbimizin elçileri bize gerçekten de doğruyu söylemişler!” diyecekler. Ve (bir ses): “İşte geçmişte edip eyledikleriniz sayesinde kazandığınız cennet, bu!” diye yankılanacak

7/44-Ve cennetlikler, ateşliklere, “Rabbimiz bize ne söz verdiyse, bütünüyle gerçekleşmiş bulduk; ya siz, siz de Rabbinizin size vaat ettiği şeyi gerçekleşmiş buldunuz mu?” diye seslenecekler. (Berikiler): “Ah, evet!” diye karşılık verecekler. Bunun üzerine içlerinden bir ses haykıracak: “Allahın laneti, zalimlere elverir,

7/45-onlar ki, başkalarını Allahın yolundan çevirirler ve onu eğri, dolambaçlı göstermeye çalışırlar; ve onlar ki ahiret hayatının gerçek olduğunu kabule yanaşmazlar!”

7/46-Bu iki taraf arasında bir engel bulunacaktır. Ve orada, (hayattayken) kendilerine (eğri ile doğruyu) ayırt edebilme yetisi bahşedilmiş, onların her birini taşıdığı belirtiden tanıyan kimseler olacak. Ve (girmek için) can attıkları halde cennete (henüz) girmemiş olan bu kimseler cennetliklere: “Size selam olsun” diye seslenecekler.

7/47-Ve bakışlar ateş yolcularına doğru çevrilince: “Ey Rabbimiz, bizi şu zalim insanların arasına katma!” diyecekler.

7/48-Ve (hayattayken) bu ayırt etme yetisine sahip olanlar, görünüşlerinden (günahkar olduklarını) çıkardıkları kimselere: “Ne sağladı size” diye seslenecekler, “maldan, (mülkten) biriktirmeniz; geçmişinizle o boş kurumlanmanız?

7/49-Bir vakit haklarında, ‘Allah rahmetini asla böylelerine ulaştırmaz! diye kestirip attığınız kimseler, işte bunlar, (bu onurlandırılmış kimseler) mi? (Oysa, bakın, şimdi onlara:) “girin cennete; size korku yok, hüzün de duymayacaksınız! (diye sesleniliyor)”.

7/50-Ve ateşin yarenleri, cennetliklere: “Üzerimize biraz su dökün, yahut Allahın size bahşettiği (cennet) azıklar(ın)dan (atın bize)!” diye seslenecekler. (Berikiler:) “Doğrusu, Allah, gerçeği inkar edenleri her ikisinden de yoksun kılmıştır;

7/51-o kimseler ki, dünya hayatına kapılıp eğlenceyi ve geçici zevkleri dinleri haline getirmişlerdi.” diye karşılık verecekler. (Ve Allah:) “Onlar bu (Hesap) gününün gelip çatacağını nasıl gözardı edip unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar ettilerse biz de bugün onları öyle gözardı edeceğiz” diyecek,

7/52-”Çünkü Biz, gerçekten de onlara, inanacak bir toplum için bir doğru yol, içinde bilgiye dayalı ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz bir kitap ulaştırdık”.

7/53-(İmdi), (inanmayanlar) o (Hesap Gününün) nihai anlamının açıklanmasından başka bir şey mi bekliyorlar? (Ne var ki), onun kesin anlamının açıklandığı Gün, onu vaktiyle umursamayan kimseler: “İşin doğrusu, Rabbimizin elçileri bize gerçeği söylemişlerdi! Şimdi, bizden yana aracılık yapacak kayırıcılarımız yok mu bizim? Yahut mümkün mü, (hayata) geri gönderilsek de edip eylediklerimizden başka türlü davransak?” diyecekler. Gerçek şu ki, onlar (böyle diyerek yalnızca) kendilerini aldatmış olacaklar ve onların bütün (bu) boş hayalleri yıkılıp kendilerini yüzüstü bırakacak.

7/179-Gerçek şu ki, Biz, cehennem için, kalpleri olup da gerçeği kavrayamayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitmeyen görünmez varlıklardan ve insanlardan çok canlar ayırmışızdır. Hayvan sürüsü gibidir bunlar; hayır hayır, doğru yolu kavramakta onlardan da aşağı: Körcesine dalıp gitmiş olanlar işte böyleleridir.

————————o—————————–

13Ra’d/35-Rabbinizin affına mazhar olmak ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci duyanlar için hazırlanmış gökler ile yer kadar geniş bir cennete ulaşmak için birbirinizle yarışın;

——————————-o————————————

23Müminun/99-(Ölümden sonraki hayata inanmamakta direnip de kendi kendilerini aldatanlardan) herhangi birine sonunda ölüm gelip çatınca: “Ey Rabbim!” der, “Beni (hayata) geri döndür, izin ver döneyim

23/100-de (daha önce) gözardı ettiğim konularda dürüst ve erdemli işler göreyim!” Yoo, onun söylediği, şüphesiz, yalnızca (boş ve anlamsız) bir sözden ibarettir; çünkü (bir kere dünyayı terk etmiş bulunanların) ardında, yeniden diriltilecekleri Gün’e kadar (aşılması imkansız) bir (ölüm) engeli bulunmaktadır!

23/101-Ve sonra, (kıyamet) suru üflendiği zaman, o Gün artık ne aralarındaki kan bağları işe yarayacaktır ne de birbirlerine (olup biten hakkında) soru sorabileceklerdir.

23/102-Ve (o Gün, iyi eylem ve davranışları) tartıda ağır gelen kimseler; işte kurtuluşa erişecek olanlar böyleleridir.

23/103-Ama tartıda hafif çekenlere gelince; işte, cehennemde yerleşip kalmak üzere kendi kendilerine yazık edenler de böyleleridir;

23/104-ateş onların yüzlerini kavuracak ve dudakları acıdan çarpılmış olarak orada kalakalacaklar.

23/105-(Ve Allah onlara:) “Mesajlarım size ulaştırılmamış mıydı ve siz de onları yalanlayıp durmamış mıydınız?” (diyecek).

23/106-”Ey Rabbimiz!” diye yakaracaklar, “Bize kötü talihimiz galebe çaldı ve biz de bu yüzden eğri yola saptık!

23/107-Ey Rabbimiz, bizi buradan çıkar, eğer tekrar (günaha) dönersek, o zaman, gerçekten zalim kimseler oluruz!”

23/108-(Fakat Allah onlara:) “Kalın kaldığınız yerde (bu bayağılığınızla)! Ve Benimle bir daha asla konuşmayın!” diyecek.

23/109-”Bakın, kullarımın arasında, ‘Ey Rabbimiz! Biz (Sana) inandık; öyleyse, bizim günahlarımızı bağışla ve bize acı, çünkü gerçek acıyan(ımız), esirgeyen(imiz) Sensin! diyenler de vardı;

23/110-fakat siz onları alay konusu yaptınız; öyle ki, bu sonunda size Beni anmayı büsbütün unutturdu; çünkü hep gülüp durdunuz onlara.

23/111-(Ama,) bakın, güçlüklere göğüs germelerinden ötürü bugün onları mükafatlandırdım: işte, bahtiyar olacak olanlar böyleleridir!”

23/112-(Ve Allah, azaptakilere:) “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye soracak.

23/113-”Orada bir gün kaldık yahut bir günden daha az; bunu (zamanı) saymasını bilenlere sor…” diye cevap verecekler.

23/114-(Bunun üzerine, Allah:) “Orada sadece az bir vakit kaldınız; bunu bir bilseydiniz!

23/115-Sizi boş ve anlamsız bir oyun için yarattığımızı ve Bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyordunuz?”

23/116-Öyleyse, artık (bilin ki) Allah yüceler yücesidir; mutlak hüküm ve egemenlik sahibidir; nihai gerçektir; O’ndan başka tanrı yoktur; çok yüce, çok cömert hükümranlık makamının sahibi O’dur!

23/117-Öyleyse artık, kim ki, hakkında hiçbir delile sahip olmadığı halde Allah’la beraber başka bir tanrıya yakarırsa bunun hesabını Rabbinin katında mutlaka verecektir (ve) şüphesiz, hakkı böylece inkar etmiş olanlar asla kurtuluşa, esenliğe erişemeyeceklerdir!

23/118-Öyleyse, (ey inanan kişi,) de ki: “Rabbim! (Beni) bağışla, (bana) acı; çünkü gerçek acıyan, esirgeyen Sensin!”

————————–o——————————–

37Saffat/20-Ve “Eyvah!” diyecekler, “İşte Hesap Günü bugündür!”

37/21-(Ve onlara şöyle denilecek:) “Bu, yalanlamış olduğunuz (gündür, şaşmaz hakikat ile sahte ve yalan arasında) ayrım günüdür!”

37/22-(Ve Allah şöyle buyuracaktır:) “Toplayın bütün o zalimleri, kendileri gibi olanlarla ve bütün o Allah’tan başka taptıkları (ile) birlikte;

37/23-Ve hepsini yakıcı ateşin yoluna sürün,

37/24-Ve onları (orada) tutun!” (O zaman) böylelerine sorulacak:

37/25-”Size ne oldu ki (şimdi) birbirinize yardım etmiyorsunuz?”

37/26-Hayır, onlar o Gün isteyerek (Allah’a) teslim olacaklar;

37/27-Fakat (çok geç kaldıklarından) birbirlerine dönüp bakacaklar ve birbirlerinden (geçmiş günahlarının yükünü hafifletmelerini) isteyecekler.

37/28-(Onların) bir kısmı: “Bakın” diyecek, “Siz bize (ayartma niyetiyle) sağdan yaklaşırdınız!”

37/29-Ötekiler, “Hayır” diyecekler, “aslında siz kendiniz imandan zerre kadar nasip almamıştınız!

37/30-Üstelik sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu, bilakis, siz küstahça bir kibire kapılmıştınız!

37/31-Fakat şimdi Rabbimizin sözü bizim (de) aleyhimize çıktı, biz (günahlarımızın acı meyvesini) mutlaka tadacağız.

37/32-O halde, sizi derin bir sapıklığa ittiğ(imiz eğer doğruysa), o zaman biz de vahim bir sapıklığa düşmüşüzdür!”

37/33-O Gün onların hepsi ortak azaplarını paylaşacaklar.

37/34-Günaha batmış olanlara işte böyle davranacağız:

37/35-Çünkü bakın, ne zaman onlara “Allah’tan başka ilah yoktur!” denilse küstahça böbürlenirlerdi

37/36-Ve “Mecnun bir şairin sözüyle biz ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” derlerdi.

37/37-Hayır, asla! (Sizin deli şair dediğiniz) o kişi hakikati getirmiştir; ve o, (Allah’ın önceki) elçilerinin (bildirdikleri) hakikati tasdik etmektedir.

37/38-Bakın siz, (öteki dünyada) acıklı azabı tadacaksınız,

37/39-Ama yapmış olduğunuzdan başka bir şeyle cezalandırılmayacaksınız.

37/40-Ancak Allah’ın halis kullarına böyle davranılmayacak:

37/41-(öteki dünyada) onlar için, yabancısı olmadıkları bir rızk hazırlanacaktır

37/42-(yeryüzündeki hayatlarının) ürünü olarak ve onlar ağırlanacaklardır

37/43-Nimet bahçelerinde,

37/44-Mutluluk tahtları üzerinde birbirlerine (sevgi ile) bakışarak.

37/45-Aralarında dupduru pınarlardan (içecekle doldurulmuş) bir kase dolaştırılacak,

37/46-Berrak ve içenlere tat veren (bir içecek);

37/47-Çarpmayan ve sarhoşluk vermeyen.

37/48-Ve yanlarında yumuşak bakışlı, güzel gözlü eşler olacak,

37/49-Gizlenmiş (deve kuşu) yumurtaları gibi (kusursuz) eşler.

37/50-Hepsi dönüp (geçmiş hayatları hakkında) birbirlerine sorular soracaklar.

37/51-İçlerinden biri şöyle diyecek: “Bakın, benim (yeryüzünde) bir arkadaşım vardı,

37/52-(Bana) derdi ki, ‘Ne? Sen onun doğru olduğuna gerçekten inananlardan mısın,

37/53-Ölüp toz ve kemik yığını haline geldikten sonra yargılanacağımıza!”

37/54-(Ve) ekleyecek: “Bakmak (ve onu görmek) ister misiniz?”

37/55-Bunun üzerine dönüp bakar ve o (arkadaşı)nı yanan ateşin ortasında görür;

37/56-Ve “Aman Allahım!” der, “(Ey eski arkadaşım), neredeyse (beni de) mahvedecektin!

37/57-Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de (şimdi) (azaba) uğratılanlar arasında olurdum!

37/58-Ama sonra, (ey cennetteki arkadaşlarım,) biz gerçekten (bir daha) ölmeyeceğiz,

37/59-Önceki ölümümüz dışında ve (bir daha) azaba uğratılmayacağız, değil mi?

37/60-İşte bu; bu, gerçekten müthiş bir mazhariyettir!”

37/61-(Allah yolunda) çalışanlar, demek ki böyle bir şey için çalışırlar!

37/62-Böyle (bir cennet) mi daha iyi bir ağırlanmadır, yoksa (cehennemin) ölümcül meyve ağacı mı?

37/63-Gerçek şu ki, biz o (ağac)ı zalimler için bir sınama aracı yaptık,

37/64-Zira o, (cehennemin) yakıcı ateşinin ortasında büyüyen bir ağaçtır,

37/65-Meyvesi şeytanların kellesi gibi (tiksindirici)dir;

37/66-Ve (zalim)ler ondan yemeye ve karınlarını onunla doldurmaya mahkumdurlar.

37/67-Bunun da üzerinde, onlar korkunç bir ümitsizlik (cezası)na çarpılacaklardır!

37/68-Ve bir kez daha (söyleyelim): yakıcı ateş onların nihai durağı olacaktır;

————————o—————————–

38Sad/50-Kapıları ardına kadar açık sonsuz mutluluk, esenlik bahçeleri,

38/51-Orada uzanıp dinlenecekler; (ve) her tür meyveyi ve içeceği, (serbestçe) isteyebilecekler,

38/52-Yanıbaşlarında yumuşak bakışlı, uyumlu eşler olacak.

38/53-İşte bu, Hesap Günü için size verilen sözdür:

38/54-Bu, (size) vereceğimiz tükenmeyen nimetimizdir!

38/55-Bu, (dürüst ve erdemliler içindir); doğruluk ve dürüstlük sınırlarını aşanları ise en kötü bir akibet beklemektedir.

38/56-Onlar cehennemi tadacaklar, ne feci bir meskendir o!

38/57-Bu, (işte böyleleri içindir,) öyleyse bırak tatsınlar: yakıcı bir ümitsizlik ve buz gibi bir karanlık,

38/58-Ve aynı cinsten azap üstüne azap!

38/59-(Ve onlar birbirlerine soracaklar: “Gördünüz mü) sizinle birlikte körükörüne (günaha) dalan bu kalabalığı? Rahat yüzü görmesin onlar! Elbet onlar (da) ateşi tadacaklar!”

38/60-(Ve) onlar, (ayartılmış olanlar,) feryad edecekler: “Hayır, asıl (sorumlu) sizsiniz! Siz rahat yüzü görmeyin! Bunu başımıza getiren sizsiniz: Ne kötü bir yer burası!”

38/61-(Ve) “Ey Rabbimiz!” diye yalvaracaklar, “Bunu kim başımıza getirdiyse onun ateş içindeki azabını kat kat artır!”

38/62-Ve ekleyecekler: “Nasıl olur da (dünyada) çarpılmış olanlar arasında saydıklarımızı(n hiç birini) burada görmeyiz,

38/63-(Ve) kendileriyle alay ettiklerimizin? Yoksa (onlar burada da) biz mi göremiyoruz?

38/64-Cehennem sakinlerinin karşılıklı çekişmeleri (ve şaşkınlıkları) işte böyle sürüp gidecek!

—————————–o——————————————–

40Mü’min/69-Görmez misin, Allah’ın mesajlarını sorgulayanlar hakikati nasıl da görmezden geliyorlar?

40/70-(Şunlar,) bu ilahi kelamı ve (aynı şekilde, geçmişteki) elçilerimizle göndermiş olduğumuz bütün (mesajları) yalanlayanlar? Ama onlar zamanı gelince (ne kadar kör olduklarını) göreceklerdir, (Hesap Günü bunu görecekler),

40/71-ki o Gün boyunlarında (kendi elleriyle yaptıkları) zincirleri ve halkaları taşımak zorunda kalacaklar ve sürüklenecekler

40/72-yakıcı bir ümitsizliğe; ve sonunda (cehennem) ateşi için yakıt olacaklar.

40/73-Sonra onlara sorulacak: “Şimdi neredeler sizin ilahlık yakıştırdığınız (güçler)?

40/74-Allah’ın yanısıra (ilahlık yakıştırdıklarınız)?” (Şöyle) cevap verecekler: “Onlar bizi yüzüstü bıraktılar; daha doğrusu, geçmişte yalvarıp sığındıklarımız, aslında hiç yoklardı!” (Ve onlara:) “İşte Allah hakikati inkar edenleri böyle şaşırtır; (denilecektir,)

40/75-bu durum, sizin yeryüzünde hiçbir doğru(luk endişesi) taşımadan küstahça böbürlenmenizin ve kendinizi beğenmişliğinizin bir ürünüdür!

40/76-(Şimdi) içinde yaşayıp kalacağınız cehennemin kapılarından girin içeri! Yersiz gurura kapılanlar için orası ne dehşetli bir yerdir!”

——————o——————————–

43Zuhruf/69-(Siz ey) mesajlarımıza iman etmiş ve kendilerini Bize teslim etmiş olanlar!

43/70-Siz ve eşleriniz, sevinç ve mutlulukla cennete girin!”

43/71-(Orada) altın tepsiler ve kadehler ile karşılanacaklar ve canlarının istediği ve hoşlanacağı her şeyi orada bulacaklar. Ve siz orada oturup kalacaksınız (ey inananlar!)

43/72-Geçmişte yaptıklarınız sayesinde hak edeceğiniz cennet işte böyledir!

43/73-(bu yaptıklarınızın) meyvelerini bolca görecek (ve) onları tadacaksınız!

43/74-(Ama) dikkat edin, günaha batmış olanlar cehennem azabı içinde kalacaklar:

43/75-bu (azap), onlar için hiç hafifletilmeyecek ve orada çaresizlik, ümitsizlik içinde kaybolup gidecekler.

43/76-Onlara haksızlık yapacak olan Biz değiliz, ama onlardır kendi kendilerine haksızlık yapanlar.

————————–o————————————————–

44Duhan/40-Gerçek şu ki, (doğru ile yanlış arasında) Karar Günü, onların tümü için belirlenmiş olan bir gündür.

44/41-Ki o Gün hiç kimsenin arkadaşına bir hayrı dokunmayacak ve hiç kimse bir yardım görmeyecektir,

44/42-Allah’ın rahmetini ve şefkatini bağışladığı kimseler hariç. Yalnız O, kudret sahibidir, rahmet kaynağıdır.

44/43-Gerçek şu ki, (öteki dünyada) ölümcül meyve ağacı

44/44-Günahkarların gıdası olacaktır:

44/45-Tıpkı karın boşluğunda kaynayan sıvı kurşun gibi,

44/46-Tıpkı kabaran yakıcı ümitsizlik gibi.

44/47-(Ve emir gelecektir:) “Onu yakalayın (ey cehennem güçleri) ve yanan ateşin ortasına sürükleyin;

44/48-Sonra başının üstüne yakıcı ümitsizliğin acısını boşaltın!

44/49-Bunları tat ey (yeryüzünde) kendini böyle kudret sahibi, böyle üstün gören!

44/50-İşte siz (hakikat inkarcı)larının sorguladığı şey budur!”

44/51-(Buna karşılık,) Allah’a karşı sorumluluk bilinci duyanlar, kendilerini emniyet içinde bulacaklardır,

44/52-Bahçeler ve pınarlar arasında,

44/53-İpek ve altından giysiler içinde birbirlerine (sevgiyle) yaklaşarak.

44/54-İşte böyle olacak. Ve Biz onları güzel gözlü saf ve temiz eşler ile birleştireceğiz.

44/55-Orada, (cennette,) güven içinde, (geçmiş fiillerinin) bütün meyvelerini (meşru şekilde) isteyip tadabilecekler;

44/56-Ve orada önceki ölümlerinden sonra (başka) bir ölüm tatmayacaklar. Böylece Allah, onları yakıcı ateşin azabından korumuş olacaktır.

44/57-Rabbinizin bir lütfu bu ve en büyük zafer bu olacak!

44/58-Böylece (ey Peygamber!) Biz bu (ilahi kelamı) senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler.

44/59-Öyleyse (geleceğin ne getireceğini) bekle! Unutma, onlar da bekliyorlar.

——————————o———————————————-

47Muhammed/15-Allah’a karşı sorumluluk bilinci duyanlara vaad edilmiş olan cennet örneği -(bir cennet ki) içinde zamanın bozamadığı sudan ırmaklar, tadı hiç değişmeyen sütten ırmaklar, içene lezzet veren şaraptan ırmaklar ve saf süzme baldan ırmaklar var ve içinde (yaptıkları güzel işlerin) bütün meyvelerini ve Rablerinin mağfiretini tadabilme (imkanı) var- işte bu (cennet), ateşi mesken edinenlerin ve bağırsaklarını parçalaması için yakıcı ümitsizlik sularını içmeye mahkum edilenlerin (hak ettikleri karşılık) ile bir olur mu?

————————————o————————————-

52Tur/1-Düşün Sina Dağı’nı!

52/2-Düşün (Allah’ın) vahyi(ni), ki işlenmiştir

52/3-açık tomarlar üstüne.

52/4-Ayakta kalan (ibadet) evi(ni) düşün!

52/5-Düşün yüksek (göğün) tavanı(nı)!

52/6-Kabaran denizi düşün!

52/7-Gerçek şu ki (ey insanoğlu!) Rabbin tarafından (günahkarlar için) öngörülmüş olan azap, kesinlikle vuku bulacaktır.

52/8-ona hiç kimse engel olamaz.

52/9-Göklerin (büyük) bir sarsıntı ile sarsılacağı o Gün (bu azap gerçekleşecek),

52/10-ve dağların (korkunç) bir hareketle (yerlerinden oynayıp) harekete geçecekler(i Gün).

52/11-Vay haline o Gün hakikati yalanlayanların,

52/12-(bütün hayatları boyunca) tamamen boş şeylerle oyalanıp duranların;

52/13-Onlar, o Gün (karşı konulamaz bir) darbe ile cehennem ateşine atılacaklar (ve kendilerine denilecek:)

52/14-”Bu, sizin yalanlamış olduğunuz ateştir!

52/15-Peki bu, bir yanılsama mıydı yoksa (doğruluğunu) görmek istemediğiniz bir şey mi?

52/16-(İşte şimdi) onu çekin! Ama (ister) sabredin, ister etmeyin, sizin için fark etmez. Siz, yalnızca yapmış olduğunuzun karşılığını görüyorsunuz.”

52/17-(Ama,) Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar kendilerini (o Gün) bahçelerde ve esenlik içinde bulacaklar,

52/18-Rablerinin kendilerine bağışlayacağı şeyler ile mutluluk bulacaklar çünkü Rableri onları yakıcı ateşin azabından koruyacaktır.

52/19-(Ve onlara:) “Yapmış olduklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyip için,

52/20-sıra sıra dizilmiş (mutluluk) sedirlerine uzanarak!” (denilecek.) Ve (cennette) saf ve temiz, güzel gözlü eşler ile onları evlendireceğiz.

52/21-Kendileri iman eden ve soyları bu imanı sürdürecek olanlara gelince, Biz onları soyları ile bütünleştirecek ve işlerini heder ettirmeyeceğiz (ama, sonuçta) herkes kendi kazandığının hesabını verecek.

52/22-Biz onlara meyveyi ve eti bolca vereceğiz, ne isterlerse hepsini.

52/23-ve orada, (cennette), birbirlerine, boş konuşturmayan ve günaha sokmayan kaseler uzatacaklar.

52/24-Ve onları (ölümsüz) gençlikler bekleyecek, (sanki) kendi kendilerinin (çocuklarıymış gibi), kabuklarının içinde saklanan inciler gibi (saf ve temiz).

52/25-Ve (böylece nimet tattırılanlar,) birbirlerine dönerek (geçmişte yaşadıkları hakkında) sorular soracaklar.

52/26-Onlar, “Bakın” diyecekler, “eskiden, çoluk çocuğumuz arasında yaşadığımız sıralarda, (Allah’ın bizden razı olmadığını düşünerek) korku içindeydik;

52/27-ve bu durumdayken Allah bizi lütfuyla inayetlendirdi ve (çaresizliğin) yakıcı fırtınalarının azabından bizi korudu.

52/28-Şüphesiz biz bundan önce (yalnız) O’na yalvarırdık. (Ve O, bize şimdi gösterdi ki) yalnız O’dur gerçekten iyilik eden ve gerçek rahmet kaynağı!”

52/29-Öyleyse (ey Muhammed! Bütün insanlara) öğüt ver! Çünkü, Rabbinin rahmetiyle, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.

52/30-Yoksa onlar: “(O, yalnızca) bir şair(dir); bekleyip görelim zaman ona neler yapacak” mı diyorlar?”

52/31-De ki: “(Öyleyse,) ümitle bekleyin! Ben de sizinle birlikte ümitle bekleyeceğim!”

52/32-Akılları mı onlara bu (tavrı takınmaları)nı telkin ediyor, yoksa (bu hal) (sadece) kaba bir küstahlığın eseri midir?

52/33-Yoksa onlar: “Bu (mesaj)ı kendisi uydurmuştur!” mu diyorlar? Hayır, tersine, onlar (gerçeği biliyor, ama) inanmak istemiyorlar!

52/34-Ama, (eğer onu basit bir faninin işi olarak görüyorlarsa) ona benzeyen başka bir söylem üretsinler (de görelim!) Söyledikleri doğru mu, değil mi?

52/35-(Yoksa onlar, Allah’ın varlığını inkar mı ediyorlar?) Kendileri, hiçbir (sebep) olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendi kendilerinin mi yaratıcılarıdırlar?

52/36-(Ve) gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, ama onlar hiçbir şey hakkında kesin bir inanca sahip değiller!

52/37-(Nasıl olabilirler ki?) Rabbinin hazineleri onlarda mı? Onlar mı (kaderden) sorumlular?

52/38-Yoksa onların (nihai hakikatlere yükselecekleri ve insan kavrayışının ötesindekini) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, (onu) dinlemiş olanlardan birisi (bilgisinin) açık bir delilini getirsin!

52/39-Yahut, (eğer Allah’a inanıyorsanız), siz (yalnız) erkek çocuk sahibi olurken O(nun) kız çocuk sahibi (olmayı tercih ettiğine nasıl inanırsınız?)

52/40-Yoksa (ey Muhammed, senin mesajını reddedenler, seni dinlerlerse) onlardan bir karşılık isteyeceğinden ve kendilerini borç altına sokacağ(ından mı korkuyorlar?)

52/41-Yoksa, (bütün mevcudatın) gizli gerçekliğinin, (zamanı geldiğinde) yazabilmeleri için kendi kavrayış alanları içine gireceği(ni mi sanıyorlar)?

52/42-Yoksa (seni çelişkilerin) tuzağına mı düşürmek istiyorlar? Ama aslında tuzağa düşenler onlardır, o hakikati inkar edenler!

52/43-O halde, Allah’tan başka bir tanrıları mı var? Allah, sınırsız şanıyla insanların O’na yakıştırdığı ortaklardan münezzehtir!

52/44-Ama onlar, (hakikati) görmeyi reddedenler, gökyüzünde bir parçanın düşmekte olduğunu görselerdi, (yalnızca) “O, bir bulut yığını(ndan ibaret)tir!” derlerdi.

52/45-Bundan böyle, dehşete kapılacakları (Hesap) Günü ile karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak onları!

52/46-O Gün komplolarının kendilerine hiçbir faydası olmayacak ve hiçbir yardımcı bulamayacaklar…

52/47-Gerçek şu ki zulüm işlemeye şartlanmış olanları, (öteki dünyadaki korkunç azaptan) daha yakın bir azap beklemektedir ama çoğu bunun farkında değil.

52/48-O halde Rabbinin hükmünü sabırla bekle, çünkü sen gözümüzün önündesin; ve her ne zaman ayağa kalkarsan Rabbinin sınırsız şanını hamd ile yücelt!

52/49-Gece ve bütün yıldızların çekildiği an O’nun şanını yücelt!

—————————–o———————————————-

55Rahman/37-Gök parça parça yarıldığı ve (yanık) yağ gibi kızıllaştığı zaman:

55/38-Hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/39-O Gün ne insana ne de görünmez varlığa günahları hakkında bir şey sorulmayacaktır.

55/40-Öyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz?

55/41-Bütün günahkarlar işaretlerinden tanınacak ve alınları ile ayaklarından yakalanacaklar!

55/42-Öyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz?

55/43-İşte bu, günahkarların (şimdi) yalanladıkları cehennemdir:

55/44-Onlar, cehennem ile (kendi) yakıcı ümitsizlikleri arasında gidip gelecekler!

55/45-Öyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz?

55/46-Rablerinin huzuruna korku içinde çıkanlar için iki (cennet) bahçe(si hazırlanmıştır.)

55/47-Öyleyse, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/48-Türlü türlü harika renkler (ile bezenmiş iki bahçe).

55/49-Öyleyse, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/50-Bu iki (bahçenin her birin)de iki çeşme akacak.

55/51-Öyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz?

55/52-İkisinde de her meyveden iki cins bulunacak.

55/53-Öyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz?

55/54-(İşte böyle bir cennette, kutsananlar) atlastan dokunmuş halılara uzanarak (hayat sürecekler); ve bu iki bahçenin meyvesi kolayca erişebilecekleri yerde bulunacak.

55/55-Öyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz?

55/56-Bu (bahçe)lerde, ne insanın ne de görünmez bir varlığın daha önce hiç dokunmadığı yumuşak bakışlı eşler bulunacak.

55/57-Öyleyse, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/58-İncilerin ve yakutların (güzelliği) gibi (muhteşem güzellikler vaad edildiği zaman,)

55/59-Hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/60-İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey olabilir mi?

55/61-O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/62-Ve o ikisinin yanında (başka) iki bahçe daha olacak;

55/63-O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/64-Yemyeşil iki (bahçe).

55/65-O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/66-Bu iki (bahçe)nin (her birinde) iki kaynak fışkıracak.

55/67-O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/68-Onların ikisinde de (çeşit çeşit meyveler), hurmalar ve narlar olacak.

55/69-O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/70-Ve bu (bahçeler)de (her)şeyin en muhteşemi ve en güzeli bulunacak.

55/71-O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/72-(Kutsananlar, orada, harika) çadırlarda saf ve çekingen, yumuşak huylu eşleri (ile birlikte yaşayacaklar).

55/73-O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/74-Daha önce ne bir insanın ne de görünmez varlığın dokunmadığı (eşler).

55/75-O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/76-(Onlar, böyle bir cennette) yeşil çimenler ve harikulade güzellikte halılar üzerinde uzanarak (hayat sürecekler).

55/77-O halde, hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz Rabbinizin?

55/78-İhtişam sahibi ve kerim Rabbinin ismi ne yücedir!

———————————-o——————————————–

56Vakıa/10-Önde olanlar ise (hayatta iken, inanç ve güzel fiillerde) öne çıkanlar olacak.

56/11-(Her zaman) Allah’a yakınlık sağlayanlar!

56/12-(Onlar) esenlik ve mutluluk bahçelerinde (yaşayacaklar,)

56/13-Çoğu eski zamanların,

56/14-Ama (sadece) pek azı sonraki dönemlerin (insanları).

56/15-Onlar, altın işlemeli mutluluk tahtlarına (kurulacaklar),

56/16-(Ve) birbirlerine (sevgi ile) bakarak uzanacaklar.

56/17-Onları ölümsüz gençlikler bekleyecek,

56/18-Tertemiz kaynakların suyundan doldurulmuş kaseler, ibrikler ve fincanlarla,

56/19-Ne kafalarını dumanlayan ne de onları sarhoş eden (bir su)

56/20-Ve seçebilecekleri her çeşit meyveyle,

56/21-Ve canlarının çekebileceği her çeşit kuş etiyle.

56/22-Ve en güzel gözlü saf ve temiz eşler (yanlarında olacak),

56/23-Kabuklarının içinde saklı bulunan inciler gibi.

56/24-(Hayatta iken) yaptıklarının bir ödülü (olacak bu).

56/25-Orada ne boş konuşmalar duyacaklar, ne de günaha yönelten bir çağrı,

56/26-Ama sadece iç sükuneti ve barış müjdesi.

56/27-Dürüst ve erdemli bir hayat yaşayanlara gelince, nedir bu dürüst ve erdemli hayat sürenler(in ödülü)?

56/28-(Onlar,) meyve dolu sidre ağaçları arasında (bulacaklar kendilerini),

56/29-Çiçeklerle bezenmiş akasyalar,

56/30-Genişçe yayılmış gölgeler,

56/31-Fışkıran sular,

56/32-Ve bol bol meyveler,

56/33-Hiç eksilmeyen, hiç tükenmeyen.

56/34-Ve yüceltilmiş eşler(i onlarla olacak):

56/35-Çünkü, Biz onları yenilenmiş bir hayatta tekrar var etmiş olacağız,

56/36-Ve bakireler olarak dirilteceğiz,

56/37-Sevgi dolu ve uyum içinde,

56/38-Dürüst ve erdemli olanlarla:

56/39-Bir kısmı eski zamanlardan,

56/40-Bir kısmı da sonraki zamanlardan.

56/41-Kötülükte ısrar edenlere gelince, nedir bu kötülük ısrarcıları(nın cezası)?

56/42-(Onlar,) kavurucu rüzgarlar ve yakıcı bir ümitsizlik içinde (bulacaklar kendilerini),

56/43-Ve siyah duman gölgesinde,

56/44-Ne serinleten, ne de rahatlatan (bir gölge).

56/45-Çünkü, geçmişte onlar kendilerini tamamen hazlara kaptırmışlardı,

56/46-Çirkin günahlar işlemekte inat ediyorlardı,

56/47-Ve diyorlardı ki: “Ne Yani! Biz ölüp de toz ve kemik yığını haline geldikten sonra mı diriltileceğiz yeniden?

56/48-Ve eski atalarımız da mı?”

56/49-De ki: “Daha önce yaşamış olanlar da, sonrakiler de

56/50-(Yalnızca Allah tarafından) bilinen bir Gün’ün belirlenmiş olan bir vaktinde bir araya getirilecekler;

56/51-Ve o zaman, siz ey yoldan sapmış ve hakikati yalanlamış olanlar,

56/52-Siz kesinlikle ağulu meyve ağacından tadacaksınız,

56/53-Ve karnınızı onunla dolduracaksınız,

56/54-Ve yakıcı ümitsizliği (yudum yudum) içeceksiniz,

56/55-Doymak bilmez susuz develerin içişi gibi içeceksiniz!”

56/56-Hesap Günü onların karşılanışı işte böyle olacak!

———————–o———————————————

75Kıyamet/1-Kıyamet Günü’nü tanıklığa çağırırım!

75/2-İnsan vicdanının kınayan sesini tanıklığa çağırırım!

75/3-İnsan, (onu tekrar diriltip) kemiklerini yeniden bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?

75/4-Hayır, kesinlikle! Onu parmak uçlarına kadar yeniden var etmeye kadiriz!

75/5-Ama yine de insan, önüne serilmiş olan şeyi inkara kalkışır,

75/6-ve (istihza ile) sorar: “Şu Kıyamet Günü ne zaman gelecekmiş?”

75/7-Ama (o Gün,) gözler korku ile açıldığında,

75/8-ve ay karanlığa gömüldüğünde,

75/9-ve güneş ile ay bir araya getirildiğinde,

75/10-o Gün insan haykıracak: “(Eyvah!) Nereye kaçayım?”

75/11-Hayır! Bir sığınak yok (senin için, ey insan)!

75/12-O Gün bütün yolların varış yeri, Rabbinin katı olacak!

75/13-O Gün insana, yaptığı ve yapmadığı her şey bildirilecek:

75/14-hayır, aslında insan, kendi aleyhine şahitlik yapacak,

75/15-mazeretler bulup kendi (yaptıkları)nı gizlemeye çalışsa bile.

75/16-(Vahyin sözlerini tekrarlarken) dilini hızla oynatıp durma;

75/17-çünkü onu (senin kalbine) yerleştirmek ve (gerektiğinde) okutturmak Bizim işimizdir.

75/18-Böylece, onu telaffuz ettiğimiz zaman, kelimelerini (bütün zihnini vererek) takip et,

75/19-sonra onun anlamını açıklamak da Bize düşer.

75/20-(Çoğunuz) bu geçici hayatı seviyorsunuz,

75/21-ama öteki dünyayı (ve Hesap Günü’nü) hiç düşünmüyorsunuz!

75/22-Bazı yüzler o Gün mutlulukla parlayacak,

75/23-Rablerine bakarken;

75/24-ve o Gün bazı yüzler ümitsizlikle kararacak,

75/25-çatırdatan bir felaketin başlarına gelmek üzere olduğunu bilerek.

75/26-Ne zaman ki, (son nefes, ölen birinin) boğazına gelip düğümlenir,

75