SAYGI-BARIŞ=>HAK-ADALET=>AHLAK-ERDEM=>SEVGİ-DOSTLUK=>UMUT-SORUMLULUK=>ÖZGÜRLÜK
DİNLERDE İÇİLMEZLER: ALKOLLÜ İÇKİ
DİNLERDE YENİLMEZLER: DOMUZ ETİ
DİNLERDE İÇİLMEZLER: POTANSİYEL BİR RİSK OLARAK ALKOLLÜ İÇKİ

“Sigara Zararlıdır” Demekten Vaz Mı Geçelim?
Bazı çevrelerde dinle ilgili tartışmalarda alkolün sarhoş olmayacak denli kullanımının günah veya haram kılınması polemik konusu yapılmaktadır.
Hataların, kabahatlerin ve suçların tek bir sözcükle “günah” veya “haram” ile ifade edilmesi halk diline ait bir kullanımdır. İslami literatürün ana kaynağı olan Kur’an’da, bu konu geniş bir yelpazeye sahiptir. Örneğin, “haram” ‘ilahi yasak’, “ism” sözcüğü ‘büyük günah’, “zenb” ‘suç ve günah’, “hatîe” ‘yanlış, kabahat ve hezeyan’, “seyyie” ‘kötülük’, “lemem” ‘küçük hata’, “isr” ‘ağır yük, “vizr” ‘günah yükü’, “anet” ‘zorlu iş’, “cunah” ‘sakınca’, “fucûr” ‘taşkınlık günahı’, “fahşa” ‘aşırılık günahı’, “fısk” ‘yozlaşmışlık günahı’, “harac” ‘kınama gerektiren günah’, “hûb” ‘kötü davranış’, “curum” ‘suç’, “zell” ‘tökezletici günah’, “isyân” ‘dikbaşlılık’, “kebîra” ‘büyük hata’, “ma’arra” ‘vebal’, “ricz” ‘kirletici günah’, “rucz” ‘terketilecek günah’, “neces” ‘çirkeflik’, “rics” ‘iğrençlik’ gibi anlamlarda kullanılmıştır. Ayrıca “nefsine zulmetmek” ‘kendi kişiliğini zedelemek’ gibi anlamlar içermektedir.
Böylesine geniş bir literatürü tek sözcüğe indirgemek haksız bir anlam daralmasına veya genişlemesine neden olmaktadır. Sözcükler ayağa düşünce fırından ekmek çalan yoksulun işlediği de yetim hakkı yiyen varlıklının işlediği de “suç” olarak ifade edilmektedir. Bu oldukça adaletsiz ve haksız bir tanımlamadır. Biri, yaşamak adına bir kabahat, diğeri başkalarını yok etmek adına suç işlemiştir.
İlahi kitaplarda Allah, sarhoşluk verici maddelerden uzak durulmasını istemiştir. En temel gerekçe, sarhoşluğun doğru düşünmeye, doğruyu konuşmaya ve doğru davranmaya ciddi bir engel olmasıdır. Sarhoş insan sözlerini ve davranışlarını kontrol edememekte, kendisini ve çevresini sıkıntıya sokmaktadır.
Dinlerde alkollü içkiler potansiyel bir risk olarak görülmüştür. Nitekim Müslümanlar, Hindular, çoğu Budist, Jainistler, Sihler, Hıristiyan Baptistler, Hıristiyan Mormonlar, Hıristiyan Yedinci Gün Adventistleri, Tanrı’nın Kilisesi, Hıristiyan Bilimciler, bazı Metodistler, Hıristiyan Salvation Army, Essene Nazarean Kilisesi, Bahailer alkollü içki içmezler. Yeryüzündeki dinlerin neredeyse tamamı sarhoşluğu doğru bulmaz.
MÜSLÜMANLARIN İNANDIĞI KUR’AN’DA ALKOLLÜ İÇKİYE BAKIŞ
2Bakara/219-“Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.”
5Maide/90-“ Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”
5Maide/91-Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? (Ayrıca bk. 12/36,41 24/31 47/15)
4Nisa/43-“ Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.” (Ayrıca bk. 15/15,72 16/67 22/2 50/19)
16Nahl/67-Ve hurma ağaçlarının ve asmaların ürününden hem sarhoş edici içkiler, hem de güzel, temiz rızıklar elde edersiniz: işte bunda da, aklını kullanan kimseler için bir ders vardır!
Allah, ‘haram’ veya ‘günah’ ile ‘tabu’nun birbirine karışmaması için haram veya günahın işlenebilme olasılığından söz etmiş, bu durumda olası önlemler(takva) ve geri dönüşler(tövbe) konusunda çözümler sunmuştur. ‘Tabu’yu çiğneyenler; çarpılırlar, felç olurlar, insani özelliklerini kaybederler, toplumca linç edilirler, artık eski hallerine gelemezler. Töreyle veya dinle ilişkileri kalmaz. Örneğin, Allah; Allah’ın hakkını gaspetme ve O’ndan rol çalmayı(şirk), ikiyüzlülüğü(münafıklık ve nifak), hak ve adalet karşıtlığını (küfür) yalan ve iftirayı, cana kıymayı ve yetim hakkı yemeyi en büyük suç(günah) olarak zikretmiştir. Bu ve benzeri suçları pek çok kişi sıklıkla işler, ama ne çarpılacaklarına inanırlar ne de dinle ilişkilerinin kalmadığını düşünürler. Oysa bazı çevrelerde içki içmek, domuz eti yemiş olmak veya sünnet olmamak, cünüp dolaşmak dinden kopuşun en önemli göstergesidir. Hatta onlara göre böyle biriyle oturup kalkmak bile ilahi gazaba neden olur. Hz. İsa, o günkü Yahudi din istismarcıları tarafından, “Ne diye ayyaşların arasında dolaşıyorsun” diye suçlanmıştı. Demek ki halk veya onları eğiten sınıf, bazı yanlışları diğer günahlar gibi bir günah olarak değil ‘tabu’ olarak görmektedir. Artık onu işleyen affedilmez bir suç işlemiştir. Adeta bunlar dine giriş veya çıkış göstergeleridir. Örneğin, her gün içki içen biri bir tabak domuz eti yemiş olsa çok daha büyük bir suçluluk psikozuna girmektedir. Oysa her gün içiyor olması yediği bir tabak domuz etinden daha zararlıdır. Böyle bir kör bilincin korunmasını birileri hayra vesile saymaktadır. Bu, beraberinde büyük suçları sıradanlaştırmakta, küçük kabahatleri ise en büyük suç olarak ilan etmek anlamına gelmektedir. Böylelikle Allah’ın gözünde de sağduyu sahibi insanların gözünde de en önemli olan ilke veya değer, artık önemini yitirmekte ve bu virüs bütün hayatı kuşatmaktadır. Böyle bir durumda kula kul olmak domuz eti yemekten daha hafif bir hata olarak olmaktadır. Tevhid mi, domuz eti mi? Artık başka ilahlara tapmamak, onlara boyun eğmemek, onların önünde diz çökmemek, salt şekilsel kılınan namaz veya yenilen bir parça domuz eti kadar bile önemli değildir.
‘Haram’ veya ‘günah’ sözcükleri, sırf Tanrı ‘günah’ veya ‘haram’ dediği için, insanlar ‘günah’ veya ‘haram’ olarak adlandırdıkları için kaçınılması gereken söz veya davranışlar demek değildir. ‘Haram’ veya ‘günah’ diye nitelenen şeyler, insanların bir kısım sakıncalarının farkına vardığı ve yaşamı boyunca kafa yordukça daha fazla ne tür zararlarının olduğunu görebileceği durumları ifade etmektedir. Bir şey ‘haram’ veya ‘günah’ ise onun onlarca zararı vardır; onun söylenmesi veya yapılması, kişinin ya kendisini ya da başkalarını acıtmaktadır, rahatsız etmektedir, yaralamaktadır ve birilerine zarar vermektedir. Kısaca iş şaka değildir; arka planda can var, kan var, hak var, haksızlık var, zulüm var, ölüm var, kayıplar var, yıkımlar var, emek var, gözyaşı var, duygular var, karanlıklar var, bataklık var, bayağılık var, alçalış var, tükeniş var… Acılar büyüktür. Bunu yaşatanlar bilmez, ama yaşayanlar çok iyi bilir. Kötü bir şeyin zararı sayılamayacak kadar çok olduğu gibi iyi bir şeyin yararı da sayılamayacak denli çoktur. ‘Haram’ veya ‘günah’ sözcükleri, doğrudan veya dolaylı olarak kişiye veya topluma ahlaki, psikolojik, sosyolojik, ekonomik, hukuki ve siyasi olarak olumsuz etkileri, sakıncaları, baskıları olan durumları ifade etmektedir. Herkes kendi yaşına, konumuna, çapına, bilgisine ve deneyimine göre bunların daha fazlasının ayırdına varacaktır. Elbette küçük bir hatanın bedeli küçük, büyük yanlışın bedeli ağır olur. Kronikleşen küçük hataların bizleri büyük yanlışlardaki benzer sonuçlarla karşı karşıya getirmesi olasıdır.
Bu girişten sonra içkinin tabuya dönüşmediği anlayışlarda bir kadeh (içki içmek için kullanılan ayaklı bardak) içki ile daha fazlası içen açısından ve farklılık arz etmektedir. Gözlemleyen açısından ortada içki içilmektedir. İçki içen açısından bu durum, ölçüyü kaçırmadıkça genellikle sıradan ve olağan bir durum olarak görülmektedir. Kontrolünü kaybetmemekte, işini aksatmamakta ve insan ilişkilerinde sorun olmamaktadır. Bu durumu, dinin ve diğer insanların da doğal ve normal karşılaması beklenmektedir. Örneğin, günde bir paket sigaranın yarısını veya çeyreğini bitiren kişi de, bunun kendisine zarar vermeyeceğini, uzun vadede sağlık sorunları yaşayanların günde bir veya birkaç paket sigara içmelerinden kaynaklandığı düşünmektedir. İddiasına bazıları hak verse bile, biz buradan yola çıkarak, “Sigara, az tüketilirse sağlığa zararlı değildir” demek lüksüne sahip değiliz. Üstelik günden güne yeni zararları saptanmaktadır. Alkol, az tüketilse de, zarar vermektedir. Az tüketen az, çok tüketen çok zarar görmektedir. Allah da Kur’an’da, “Alkolün yararlarından söz edilmiş -ki nitekim sağlık sektöründe yoğun biçimde alkol kullanılmaktadır- ancak kötülüğünün daha büyük olacağı dile getirilmiştir. Bizler alkolün birkaç kötülüğünün farkına varsak da emin olmalıyız ki ileride daha da fazla kötülüklerinin olduğunu öğreneceğiz.
2Bakara/219-“Sana sarhoşluk veren şeyleri ve şans oyunlarını sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için bazı yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.”
Alkolün polemik konusu yapılması bile iyi niyetli bir tutum değildir. Gerek kullanıcıları gerekse de kullanmayanlar onun ne denli insanlara zarar verdiklerine dair sayısız örnekleri bilmektedirler. Alkolün etkisiyle aile içi kavgalar, eşlerine ve çocuklarına şiddet uygulayanlar, kazançları önemli kısmını buna ayıranlar, çevrelerine korku salanlar, kendilerine, yakın çevrelerine, komşularına ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumlu davranmayanlar, vakitlerini eşleriyle ve çocuklarıyla verimli vakit geçirmek yerine anlamsız yere zamanlarını heba edenler, güvensiz dostluklar kuranlar gibi çok sayıda örnek bulunmaktadır.
Sarhoşluk verici maddeler kişiyi basitleştirmekte, bayağılaştırmakta ve onurlu davranmaktan alıkoymaktadır. Ayartıcıların ve karagüçlerin oyuncağı haline getirmektedir. Ayartıcılar ve karagüçler sarhoş bir toplum yaratmak istemektedirler. Ki bu sayede emellerine kavuşabilsinler. Ülkenin kaynaklarını daha fazla sömürebilsinler, ülkenin halkını zayıf düşürsünler. Onlar isterler ki halk şans oyunları ve alkolden başka bir şey düşünmesin. Onları uyutacak ve uyuşturacak konulardan başlarını kaldıramasınlar. Sigara da sağlığa zararlıdır, ancak düşünmeyi, davranışları kontrol etmeyi ve değerler üzerinde konuşmayı ve doğru davranmayı engellememektedir. Ancak sağlık açısından tartışmasız zararlıdır. Demek ki Allah tarafından bir şeyin yasaklanma gerekçesi yalnızca sağlığı kontrol altına almak değildir. O yüzden Allah, sarhoşluk veren şeylerin ve şans oyunlarının insanı kötü bir konuma düşüreceği, insanların arasına kin ve düşmanlık sokacağı, değerleri dile getirmekten ve sorumlu davranmaktan alıkoyacağını bildirmiştir:
5Maide/90-“ Ey iman edenler! Sarhoşluk veren şeyler, şans oyunları, türbelerden medet beklemek ve gelecek hakkında kehanette bulunmak ancak, şeytan işi iğrenç kötülüklerdendir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”
5Maide/91-Şeytan, sarhoşluk veren şeylerle, şans oyunlarıyla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? (Ayrıca bk. 12Yusuf/36,41 24Nur/31 47Muhammed/15)
Alkol alımının veya sarhoşluğun bir tabu olarak görülmemesi gerektiği Rabbimizin şu ifadelerinde de ortaya çıkmaktadır. Sarhoşluk verici maddeleri yasaklayan Rabbimiz, içki içilmesi durumunda bir gerçeğe dikkat çekiyor. İçki içmeyin, diyelim ki içtiniz, bu durumda sarhoşluk durumu ortadan kalkmadıkça, bilinçli sözler edici duruma gelmedikçe namazdan (ibadetlerden, sorumluluk getirici davranışlardan) uzak durun. Demek ki bir Müslüman’ın içki içmesi olasıdır ve o hala “Ey inananlar” kategorisine girmektedir. Bu durumda onu sorumluluk altına sokacak bazı davranışlarına geçici olarak sınırlama getirilmiştir. Bu durumda içkinin az ve seyrek olarak alınabileceğini meşrulaştırma yerine bunun bir tabu olmadığını ve sorumluluğun kişinin durumuyla ilgili olduğunu bilmek gerekir.
4Nisa/43-“Siz ey inananlar! Sarhoş iken namaz kılmaya kalkışmayın, ne dediğinizi bilinceye kadar (bekleyin);” (Ayrıca bk. 15Hicr/15,72 16Nahl/67 22Hacc/2 50Kaf/19)
Bir de şöyle düşünelim. Dünyadaki tüm halklara sarhoşluk sınırını aşmadıkça herkesin içki içmesinin meşru olduğu tezinin yaygınlaştığını ve bunun herkes tarafından uygulamaya geçirildiğini varsayalım. Her evde çoluk-çocuk veya belli yaştan itibaren herkes, ailenin tüm bireyleri, her gün sarhoşluk sınırına varmadan içmeyi sürdürsün. Lütfen gerçekçi olalım. 70 milyon nüfusun yıllık psikolojik, sosyolojik, ekonomik, ahlaki, siyasi, hukuki sonuçlarını bir önceki yıllarla karşılaştırırsak acaba nasıl bir sonuçla karşılaşırız. Bir argümanın doğruluğunu iddia ediyorsak bu doğru yalnızca bazı küçük toplulukların uygulayacağı bir şey olmamalı. Tüm insanlar bundan yararlanmalıdır. Büyük olasılıkla Tanrı, önceki toplumlara sınır noktası olarak sarhoşluğu çizmiş olmalıdır. Evet, içkide asıl sınır sarhoşluktur. Fuhuşta da asıl sınır zinadır. Ama Allah “Zina etmeyin” dememiş, onun yerine “Zinaya yaklaşmayın”(17İsra/32) demiştir. Böylelikle büyük risklerde önceden önlem almanın gereğine not düşmüştür. Kur’an’da da sarhoş olmadan ona götürecek yola karşı önlem alınmış olmalıdır. Ki açıktan, “Sarhoş edici maddelerden (hamr) uzak durun, kaçının”(5Maide/90) demiştir.
YAHUDİLERİN VE HIRİSTİYANLARIN İNANDIĞI TEVRAT’TA ALKOLLÜ İÇKİYE BAKIŞ
NOT: (Hıristiyanlar yalnızca İncil’e değil, Tevrat’a, Zebur’e ve İncil’e (diğer adıyla Kitab-ı Mukaddes’e) inanırlar. Ancak çoğu Hıristiyan, Tevrat’ın hepsini değil bir kısmını uygulamayı gerekli görür. Bazı Hıristiyanlar da Kitab-ı Mukaddes’in tamamının bağlayıcı olduğuna inanırlar.)
Levililer 10:9 “Sen ve oğulların Buluşma Çadırı’na şarap ya da herhangi bir içki içip girmeyin, yoksa ölürsünüz. Kuşaklar boyunca bir kural olsun bu.
Sayılar 6:3-“Şaraptan ya da herhangi bir içkiden kaçınacak, şaraptan ya da başka içkilerden yapılmış sirke içmeyecek. Üzüm suyu da içmeyecek…”
Tesniye 21:20-“Onlara şöyle diyecekler:’Oğlumuz dikbaşlı, başkaldıran bir çocuktur. Sözümüzü dinlemiyor. Savurgan ve içkicidir.”
Tesniye 29:6-“Ekmek yemediniz, şarap ya da başka içki içmediniz. Bütün bunları Tanrınız RAB’bin ben olduğumu anlayasınız diye yaptım diyor.”
Hakimler 13:4- “Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.”
Hakimler 13:7-“Ama, ‘Gebe kalıp bir oğul doğuracaksın dedi, ‘Bundan böyle şarap ve içki içme, murdar bir şey yeme. Çünkü çocuk ana rahmine düştüğü andan öleceği güne dek Tanrı’nın adanmışı olacak.”
Özdeyişler 20:1-“Şarap insanı alaycı, içki gürültücü yapar, Onun etkisiyle yoldan sapan bilge değildir.”
Özdeyişler 31:4-”Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.”
Yeşaya 5:11-“Sabah erkenden kalkıp içki peşinden koşanların, gece geç vakte kadar şarap içip kızışanların vay haline!”
Yeşaya 5:22-23-“Şarap içmekte sınır tanımayanların, içkileri karıştırıp içmekten çekinmeyenlerin, rüşvet uğruna kötüyü haklı çıkaranların, haklıların hakkını elinden alanların vay haline!”
Yeşaya 24:9-“Ezgi eşliğinde şarap içilmiyor artık, İçkinin tadı içene acı geliyor.”
Yeşaya 28:7-“Kâhinlerle peygamberler bile şarabın ve içkinin etkisiyle yalpalayıp sendeliyor; içkinin etkisiyle yalpalayıp sendeliyorlar, şaraba yenik düşmüşler. Yanlış görümler görüyorlar, kararlarında tutarsızlar.”
Hezekiel 44:21-“İç avluya gireceği zaman hiçbir kâhin içki içmeyecek.”
Mika 2:10-11-Kalkıp gidin, dinlenme yeriniz değil burası! Murdarlığınız* yüzünden bu yer korkunç biçimde yıkılacak. Mika 2:11-“Yalancı, aldatıcı biri gelip, ‘Size şarap ve içkiden söz edeyim’ dese, Bu halk onu peygamber kabul edecek.”
Habakkuk 2:15-Çıplak bedenlerini seyretmek için komşularına içki içirip sarhoş eden içki ye zehir bile katan sizlerin vay haline!”
HIRİSTİYANLARIN İNANDIĞI İNCİL’DE ALKOLLÜ İÇKİYE BAKIŞ
Matta 11:18-“Yahya geldiği zaman oruç tutup içkiden kaçındı, ona ‘cinli’ diyorlar.”
Luka 1:15-“O, Rab’bin gözünde büyük olacak. Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak.”
1.Petrus 4: 3-“İnanmayanların hoşlandıklarını yaparak sefahat, şehvet, sarhoşluk, çılgın eğlenceler, içki alemleri ve ilke tanımayan putperestlik içinde yaşayarak geçmişte harcadığınız günler yeter!”
Matta 24:48-51-“Ama o köle kötü olur da içinden, ‘Efendim gecikiyor’ der ve öteki köleleri dövmeye başlarsa, sarhoşlarla birlikte yiyip içerse, efendisi, onun beklemediği günde, ummadığı saatte gelecek, onu şiddetle cezalandırıp ikiyüzlülerle bir tutacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.”
Luka 12:45-46-“Ama o köle içinden, ‘Efendim gecikiyor’ der, kadın ve erkek hizmetkârları dövmeye, yiyip içip sarhoş olmaya başlarsa, efendisi, onun beklemediği günde, ummadığı saatte gelecek, onu şiddetle cezalandırıp imansızlarla bir tutacaktır.”
1.Ko.11:21-“Her biriniz ötekini beklemeden kendi yemeğini yiyor. Kimi aç kalıyor, kimi sarhoş oluyor.”
Rom.14:21-“Et yememen, şarap içmemen, kardeşinin sürçmesine yol açacak bir şey yapmaman iyidir.”
Ef.5:18-“Şarapla sarhoş olmayın, bu sizi sefahate götürür.”
1.Pe.4: 3 İnanmayanların hoşlandıklarını yaparak sefahat, şehvet, sarhoşluk, çılgın eğlenceler, içki alemleri ve ilke tanımayan putperestlik içinde yaşayarak geçmişte harcadığınız günler yeter!
Markos 7:7-“Bana boşuna taparlar. Çünkü öğrettikleri, sadece insan buyruklarıdır.’ Mar.7:8 Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.” Mar.7:9 İsa onlara ayrıca şunu söyledi: “Kendi törenizi sürdürmek için Tanrı buyruğunu bir kenara itmeyi ne de güzel beceriyorsunuz! Mar.7: 10 Musa, ‘Annene babana saygı göstereceksin’ ve, ‘Annesine ya da babasına söven kesinlikle öldürülecektir’ diye buyurmuştu.
Tit.1:11-“Onların ağzını kapamak gerek. Haksız kazanç uğruna, öğretmemeleri gerekeni öğreterek bazı aileleri tümüyle yıkıyorlar.”
————————o—————————
18 Mart 1971 tarihli Amerikan Sağlık Bakanlığı verilerine göre:
- 36,000,000 Amerikalı alkol tüketiminden dolayı doğrudan veya dolaylı olarak zarar görmüştür.
- 9,000,000 Problemli alkol içicisi vardır.
- 200,000 Her yıl yeni alkol vakaları ortaya çıkmaktadır.
- 50,000 kişiden 28,400 kişi her yıl alkolle ilgili trafik kazalarında ölmüştür
- 500,000 kişi her yıl alkolle ilgili trafik kazalarında ya yaralanmakta veya sakat kalmaktadır.
- 34,800 kişi farklı her yıl alkolle ilgili farklı kazalarda ölmektedir.
- 11,000 kişi her yıl alkol komasında ölmektdir.
- 2,000,000 kişi toplumsal kavgaya neden olmaktadır.
- $21,700,000,000 yıllık alkol harcaması.
- $15 milyar iş kaybı, ekonomik kayıp, refah kaybı.
- 400 bin hastanın 15%’i zihinsel sorunlar yaşamaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü 2007-ALKOL RAPORU
Dünya Sağlık Örgütünün yayımladığı alkol raporunda, alkolün onlarca sayfa zararını aktarmıştır.
http://www.who.int/substance_abuse/publications/alcohol_injury_summary.pdf
http://www.who.int/substance_abuse/publications/global_status_report_2004_overview.pdf
Dünya Sağlık Örgütü 2004-ALKOL RAPORU
http://www.who.int/substance_abuse/publications/global_status_report_2004_overview.pdf
ALKOLLÜ İÇKİ KULLANIMIYLA İLGİLİ YAYINLAR
http://whqlibdoc.who.int/hq/1991/WHO_PSA_91.5.pdf Dünya Sağlık Örgütü http://whqlibdoc.who.int/hq/1999/WHO_HSC_SAB_99.9.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://whqlibdoc.who.int/hq/2001/WHO_MSD_MSB_01.2.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://www.who.int/entity/substance_abuse/publications/en/APDSSummary.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://www.who.int/entity/substance_abuse/publications/en/Alcohol%20Policy%20Report.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://www.who.int/entity/substance_abuse/publications/alcohol_gender_drinking_problems.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://www.who.int/entity/substance_abuse/publications/identification_management_alcoholproblems_phaseiv.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://www.who.int/entity/substance_abuse/publications/alcohol_injury_summary.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://en.wikipedia.org/wiki/Effects_of_alcohol_on_the_body Alkolün insan vücuduna kısa süreli etkileri
http://en.wikipedia.org/wiki/Long-term_effects_of_alcohol Alkolün insan vücuduna uzun süreli etkileri
http://en.wikipedia.org/wiki/Alcoholic_liver_disease Karaciğer http://en.wikipedia.org/wiki/Alcoholic_hepatitis Siroz-hepatit
http://en.wikipedia.org/wiki/Alcohol_and_cardiovascular_disease Kalp-damar http://en.wikipedia.org/wiki/Alcohol_and_cancer Alkol ve kanser
————————o—————————
DİNLERDE YENİLMEZLER: BİR POTANSİYEL RİSK OLARAK DOMUZ ETİ
(Pork- Swine- Pig- Hog)
İçki gibi domuz etinin yenilmesi de hemen hemen bütün dini metinlerde ve onların pek çok taraftarında sakıncalı olarak görülmektedir. Potansiyel bir risk olarak domuz etinin sakıncalı ve ‘haram’ olarak görülmesi, hem insanların yaşadıkları sıkıntılar hem de ilahi buyrukların bu yönde olmasından kaynaklanmaktadır.
“Müslümanlar, Yahudiler, Hinduistler, Budistler, Jainistler, Yedinci Gün Adventist Hıristiyanları, Hıristiyan Church Of God, Ortodoks Nasturiler, Ortodoks Kıptiler, Rus Hıristiyan Malakanlar, Süryani Hıristiyanlar, Doğu Ermeni Gregoryan Hıristiyanlar, Essene Nazarean Church, Stewarton Bible School İskoçlar, Ethiopian Orthodox Tewahedo Church, Christian Education, Messianic Judaism, King James Bible’ı izleyen Hıristiyanlar domuz eti yemezler.”
Yeryüzündeki bütün Hıristiyanlar, Hz. İsa’dan önce domuz etinin haram olduğunu bilirler ve buna inanırlar. Bu çok önemli bir tespittir. Hıristiyanlar, gerek Hz. İsa’nın gerekse de ondan önceki peygamberlerin domuz etinin haram olduğu için yemedikleri konusunda hem fikirdirler. Hz. İsa’nın hayatı boyunca domuz eti yediğine dair Hıristiyanların İncil’den gösterebilecekleri bir kanıtları yoktur.
Domuz etinin ‘haram’ olması, ateistlikten geçinen veya ateist geçinen çevrelerde Hıristiyanlardan daha fazla demagoji konusu yapılmaktadır. Onların istismar ettikleri genel olarak iki başlık vardır: “Tanrı varsa neden açlık, hastalık ve ölüm vardır? Domuz eti neden haramdır?” İlahi (evrensel) ilkeler ve değerler sistemi bu iki demagojik soruyla görmezlikten gelinebilir mi? Gerisi hep safsatadır. Acaba ahlaki erdemleri reddetmek bu iki soruya endekslenebilir mi? Keyfi eğilimlerine göre açık aramaktadırlar. Din istismarcıları ile din karşıtı istismarcıları arasında anlamlı bir fark yoktur. Türkiye’deki bu anlayış sahipleri, kafalarındaki tabuyu birkaç kereliğine yıkma dışında bulsalar bile domuz etiyle beslenmezler. Ancak konuyu istismar ederler. Batı’da domuz eti en kalitesiz et grubuna girmektedir. Varlıklı insanlar domuz eti tüketmezler.
Bugün, domuz çiftliklerinde temizlik konusuna gösterilen özene ve yüksek teknolojiye rağmen domuz eti tüketen ülkelerde domuz etinden kaynaklanan sağlık sorunlarına sık sık rastlanmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak o ülkelerin basınında çıkan haberler ülkemizde bilinmemektedir. Bundan 3 bin yıl öncesini veya 1400 yıl öncesini dikkate alırsak domuz etinin insanlığın başına açtığı belaları az buçuk kestirebiliriz. Tarihte nedeni bilinmeyen hastalıkların, bulaşıcı mikropların ve toplu ölümlerin arka planını bugün bilemiyoruz. Diğer taraftan domuz etinin yasaklanma nedeni yalnızca tıbbi gerekçeler değildir.
TEKRARLANAN PARAGRAF: ‘Haram’ veya ‘günah’ sözcükleri, sırf Tanrı ‘günah’ veya ‘haram’ dediği için, insanlar ‘günah’ veya ‘haram’ olarak adlandırdıkları için kaçınılması gereken söz veya davranışlar demek değildir. ‘Haram’ veya ‘günah’ diye nitelenen şeyler, insanların bir kısım sakıncalarının farkına vardığı ve yaşamı boyunca kafa yordukça daha fazla ne tür zararlarının olduğunu görebileceği durumları ifade etmektedir. Bir şey ‘haram’ veya ‘günah’ ise onun onlarca zararı vardır; onun söylenmesi veya yapılması, kişinin ya kendisini ya da başkalarını acıtmaktadır, rahatsız etmektedir, yaralamaktadır ve birilerine zarar vermektedir. Kısaca iş şaka değildir; arka planda can var, kan var, hak var, haksızlık var, zulüm var, ölüm var, kayıplar var, yıkımlar var, emek var, gözyaşı var, duygular var, karanlıklar var, bataklık var, bayağılık var, alçalış var, tükeniş var… Acılar büyüktür. Bunu yaşatanlar bilmez, ama yaşayanlar çok iyi bilir. Kötü bir şeyin zararı sayılamayacak kadar çok olduğu gibi iyi bir şeyin yararı da sayılamayacak denli çoktur. ‘Haram’ veya ‘günah’ sözcükleri, doğrudan veya dolaylı olarak kişiye veya topluma ahlaki, psikolojik, sosyolojik, ekonomik, hukuki ve siyasi olarak olumsuz etkileri, sakıncaları, baskıları olan durumları ifade etmektedir. Herkes kendi yaşına, konumuna, çapına, bilgisine ve deneyimine göre bunların daha fazlasının ayırdına varacaktır. Elbette küçük bir hatanın bedeli küçük, büyük yanlışın bedeli ağır olur. Kronikleşen küçük hataların bizleri büyük yanlışlardaki benzer sonuçlarla karşı karşıya getirmesi olasıdır.
KUR’AN: 6En’am/145-“…Bana vahyedilen Kur’an’da yiyecek olarak yalnızca leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz iğrençtir- ya da Allah’tan başkası için kurban edilenler haram kılınmıştır. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Kur’an’da domuz eti ele alınırken yiyecekler konusundaki dört ilahi yasak arasında domuz eti üçüncü sıraya konmuştur. Önce leşin haramlığından söz edilmiştir. Leş, sakıncalı ve zararlı olmada ilk sırada yer almaktadır. İkinci sırada kan gelmektedir. Demek ki kan, leşe göre sakınca ve zarar açısından daha farklı bir seviyededir. Domuz eti, leşten ve kandan sonra üçüncü sırada zikredilmiştir. Potansiyel bir tehlike olarak domuz eti ilk ikisinden ayrı olarak ifade edilmiştir. Dördüncü sırada ise Allah’tan başkası uğruna kurban edilen her şeyi bildirmektedir. Sonuncu bildirilen haram tıbbi açıdan herhangi bir sorun oluşturmayabilir. Ancak haram kategorisinde değerlendirilmiştir. Allah’ın ihtiyaç durumunda yenilmesine izin verdiği bir hayvan, birileri uğruna öldürüldüğü zaman tıpkı leş, kan ve domuz eti gibi haram kapsamına girmektedir. Evet, ortada ilginç bir durum vardır. Hayvanı boğazlarken kişinin niyeti, olaya bakışı, olay karşısındaki yaklaşımı ve duruşu yenilebilirlikten çıkarıp yenilemez konumuna sokmaktadır. Buna neden olarak kişinin niyeti gösterilmektedir. Kişinin birisi uğruna hayvana kıyması; birileri uğruna hayvanların canını hiçe saydığının, hayvanlara saygısızlığın, Allah’ı hesaba katmadığının, kendi ihtiyaçları dışında keyfi amaçlarla hayvan katliamına başvurduğunun bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Ahlaki bir bilinçten yoksun ve ihtiyaç olmaksızın keyfi olarak hayvan katleden onun etini de yiyemez. Demek ki Allah’ın bildirdiği haramlar bütünüyle tıbbi gerekçeye dayanmamaktadır.
İnsan gibi onurlu bir varlık, kendi onurunu ayaklar altına alarak birilerini yüceltmek, onore etmek için hiçbir cana kıyamaz. Ancak ihtiyaç duyduğu, Allah da bu amaçla izin verdiği ve helal kıldığı için bu yola gidebilir, yoksa bu sınırı aşamaz. İnsan onuruna ve onun psikolojine yakışan, toplumsal ahlakın kökleşmesine yardımcı olan, hayvanların da hakları olduğu gerçeğine ve doğal dengenin korunmasının gereğine uygun olan budur.
KUR’AN: 6En’am/145-“…Bana vahyedilen Kur’an’da yiyecek olarak yalnızca leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz iğrençtir- ya da Allah’tan başkası için kurban edilenler haram kılınmıştır.
[LEŞ-KAN-DOMUZ ETİ-BİRİLERİ UĞRUNA KURBAN]
Bu dizilim, domuz eti kısıtlamasının tıbbi gerekçeler dışında da başka nedenlerin olabileceğini düşündürmektedir. Leşle değil birileri uğruna kurbanla yan yana anılmıştır. Birileri adına kurban etmenin nasıl psikolojik, sosyolojik, ekonomik boyutları varsa, kanla yan yana anılmakla da tıbbi boyutları da olmalıdır.
Ayrıca domuz eti insanın açgözlülüğüne, doymazlığına ve kırmızı et tüketim sevdasına karşı bir balans ayarıdır. İnsanlık araştırdıkça, haramların oldukça geniş yelpazeli olumsuzluklarından daha fazlasını zamanla öğrenecektir. Çünkü domuz, sağlık sorunları dışında çok kısa sürede çok fazla türeyen hayvanların başında gelmektedir. Bu ise et tüketimini körüklemektedir. Ancak domuz eti ilahi yasak(haram) kapsamına girmektedir, yoksa bir tabu değildir.
TEKRARLANAN PARAGRAF: Allah, ‘haram’ veya ‘günah’ ile ‘tabu’nun birbirine karışmaması için haram veya günahın işlenebilme olasılığından söz etmiş, bu durumda olası önlemler(takva) ve geri dönüşler(tövbe) konusunda çözümler sunmuştur. ‘Tabu’yu çiğneyenler; çarpılırlar, felç olurlar, insani özelliklerini kaybederler, toplumca linç edilirler, artık eski hallerine gelemezler. Töreyle veya dinle ilişkileri kalmaz. Örneğin, Allah; Allah’ın hakkını gaspetme ve O’ndan rol çalmayı(şirk), ikiyüzlülüğü(münafıklık ve nifak), hak ve adalet karşıtlığını (küfür) yalan ve iftirayı, cana kıymayı ve yetim hakkı yemeyi en büyük suç(günah) olarak zikretmiştir. Bu ve benzeri suçları pek çok kişi sıklıkla işler, ama ne çarpılacaklarına inanırlar ne de dinle ilişkilerinin kalmadığını düşünürler. Oysa bazı çevrelerde içki içmek, domuz eti yemiş olmak veya sünnet olmamak, cünüp dolaşmak dinden kopuşun en önemli göstergesidir. Hatta onlara göre böyle biriyle oturup kalkmak bile ilahi gazaba neden olur. Hz. İsa, o günkü Yahudi din istismarcıları tarafından, “Ne diye ayyaşların arasında dolaşıyorsun” diye suçlanmıştı. Demek ki halk veya onları eğiten sınıf, bazı yanlışları diğer günahlar gibi bir günah olarak değil ‘tabu’ olarak görmektedir. Artık onu işleyen affedilmez bir suç işlemiştir. Adeta bunlar dine giriş veya çıkış göstergeleridir. Örneğin, her gün içki içen biri bir tabak domuz eti yemiş olsa çok daha büyük bir suçluluk psikozuna girmektedir. Oysa her gün içiyor olması yediği bir tabak domuz etinden daha zararlıdır. Böyle bir kör bilincin korunmasını birileri hayra vesile saymaktadır. Bu, beraberinde büyük suçları sıradanlaştırmakta, küçük kabahatleri ise en büyük suç olarak ilan etmek anlamına gelmektedir. Böylelikle Allah’ın gözünde de sağduyu sahibi insanların gözünde de en önemli olan ilke veya değer, artık önemini yitirmekte ve bu virüs bütün hayatı kuşatmaktadır. Böyle bir durumda kula kul olmak domuz eti yemekten daha hafif bir hata olarak olmaktadır. Tevhid mi, domuz eti mi? Artık başka ilahlara tapmamak, onlara boyun eğmemek, onların önünde diz çökmemek, salt şekilsel kılınan namaz veya yenilen bir parça domuz eti kadar bile önemli değildir.
Ateistlikten geçinen veya ateist geçinenlere göre insanların açlıktan veya yeterince beslenememekten ölmesinin sorumlusu Tanrı’dır ve domuz etinin haram bilinmesidir. Oysa onların istismar ettiği konuda Allah istismar etmeden ihtiyacını karşılayacak ölçüde domuz eti yenilmesine izin vermiştir. Bu din adamı sınıfının iddia ettiği gibi ölmeyecek ölçüde bir defalık bir durum değildir. Kaldı ki açlıktan ölmenin sınırını, vaktini ve ölçüsünü kim bilebilir ki? Bu insan helal olan yiyeceğe kavuşuncaya kadar haram da olsa ondan beslenecektir. Zaruret anındaki haramlık kişiye verebileceği olası zararlardır ki bu durumda bile O’nun merhametiyle korunmak olasıdır ve Allah açısından durum bağışlanabilirdir:
KUR’AN: 6En’am/145-“…Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Zaruretin ölçüsü, sağlıklı yaşamasını sağlayacak yenilebilir gıdaya kavuşuncaya kadardır. Bu durumdan Allah değil, domuz etini yemeyenler ve yenilmesine izin vermeyenler sorumludurlar. Açlıktan, yeterince gıda alamamaktan dolayı sağlık sorunu yaşayanlar için ruhsat hali helal gıdaya ulaşıncaya kadar geçerlidir. Hatta fetvalarıyla açlığa dayalı sağlık sorunlarına ve ölümlere neden olan birileri varsa haklarında yasal işlem bile yapılmalıdır.
Domuz eti konusu literatürde ciddiyetle incelenmelidir. Et ve yağının diğer et ve yağlarla tek yönlü değil, farklı açılardan karşılaştırması yapılmalıdır.
Domuzlar buldukları her şeyi yerler; ölü böceklerden solucanlara, ağaç kabuklarından her türlü çöpe, leşten her türlü pisliğe, her türlü bitki ve hayvana, domuzlardan kendi yavrularına kadar her şeyi yerler. Kendi pisliklerinin içinde yatarlar. Bir seferde 6-12 yavru yavrularlar. Gebelik süreleri 3-5 ay arası değişir. 18 aylık iken üreyebilirler. http://en.wikipedia.org/wiki/Pig
Domuz eti yiyenler bu etleri mutlaka veteriner denetiminden geçirerek yerler. Aksi takdirde ciddi sorunlarla karşılaşacaklarını bilirler.
Ekosistem içinde domuzlar, toprağı karıştırarak onun farklılaşmasına, yeni tohumların kolonilenmesine ve meyve tohumlarının yayılmasına sebep olurlar.
İLAHİ KİTAPLARDA VE DİNİ METİNLERDE DOMUZ ETİ
MÜSLÜMANLARIN İNANDIĞI KUR’AN’DA DOMUZ ETİNE BAKIŞ
2Bakara/173-“ Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kurban edilenler haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
5Maide/3-“Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (tahta veya taşla) vurul(arak öldürül)müş, yukarıdan düşmüş, boynuzlanmış ve canavar parçalayarak ölmüş olan havyanlar -henüz canları çıkmadan kestikleriniz hariç- dikili taşlar (putlar) adına boğazlanan hayvanlar ve fal oklariyle kısmet (şans) aramanız size harâm kılındı. Bunlar fısktır (insanı yoldan çıkaran kötü şeylerdir). Bugün artık inkâr edenler, sizin dininiz(i yok etmek)den umudu kesmişlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun! Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size ni’metimi tamamladım ve size din olarak İslâm’a râzı oldum. Kim açlıktan daralır, günâha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa ona günâh yoktur. Doğrusu, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.”
5Maide/60-De ki: “Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size söyleyeyim mi? Allah kim(ler)e la’net ve gazab etmiş, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytâna tapanlar yapmışsa, işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır.”
6En’am/145-“De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz iğrençtir- ya da Allah’tan başkası adına kurban edilen hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”
16Nahl/115-“ Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kurban edilenler haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
YAHUDİLERİN VE HIRİSTİYANLARIN İNANDIĞI TEVRAT’TA DOMUZ ETİNE BAKIŞ
NOT: (Hıristiyanlar yalnızca İncil’e değil, Tevrat’a, Zebur’e ve İncil’e (diğer adıyla Kitab-ı Mukaddes’e) inanırlar. Ancak çoğu Hıristiyan, Tevrat’ın hepsini değil bir kısmını uygulamayı gerekli görür. Bazı Hıristiyanlar da Kitab-ı Mukaddes’in tamamının bağlayıcı olduğuna inanırlar.)
Levililer 11: 7-“Domuz çatal ve yarık tırnaklıdır, ama geviş getirmez. Sizin için kirli sayılır.”
Tesniye 14: 8-“Domuz çatal tırnaklıdır, ama geviş getirmez. Sizin için kirli sayılır. Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız.” (Bk. Lev.7: 23)
Levililer 10:10-“Kutsalla bayağı olanı, kirliyle temizi birbirinden ayırt etmelisiniz.”
Özdeyişler 11: 22-“Sağduyudan yoksun kadının güzelliği, Domuzun burnundaki altın halkaya benzer.”
Yeşaya 65: 4-“Mezarlıkta oturur, Gizli yerlerde geceler, Domuz eti yerler; Kaplarında haram et var.”
Hezekiel 44:23-“Kutsalla bayağı arasındaki ayrımı halkıma onlar öğretecek, kirliyle temizi ayırt etmeyi onlar gösterecekler.”
HIRİSTİYANLARIN İNANDIĞI İNCİL’DE DOMUZ ETİNE BAKIŞ
Elçilerin İşleri 10: 14 “(Petrus): Hiçbir zaman bayağı ya da murdar* herhangi bir şey yemedim.”
Elçilerin İşleri 11: 8 “‘Asla olmaz, ya Rab!’ dedim. ‘Ağzıma hiçbir zaman bayağı ya da murdar* bir şey girmedi.’
Helalı haram kılma: Elçilerin İşleri 11:9-“…’Tanrı’nın temiz kıldıklarına sen bayağı deme’ dedi.
Elçilerin İşleri 10:15-“…Petrus’a, “Tanrı’nın temiz kıldıklarına sen bayağı deme” dedi.
2.Korintliler 6: 17 Bu nedenle, “İmansızların arasından çıkıp ayrılın” diyor Rab. “Murdara* dokunmayın, Ben de sizi kabul edeceğim.”
Matta 7:6-”Kutsal olanı köpeklere vermeyin. İncilerinizi domuzların önüne atmayın. Yoksa bunları ayaklarıyla çiğnedikten sonra dönüp sizi parçalayabilirler.”
Markos 5: 13-“İsa’nın izin vermesi üzerine kötü ruhlar adamdan çıkıp domuzların içine girdiler. Yaklaşık iki bin domuzdan oluşan sürü, dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğuldu.”
Markos 7:7-“Bana boşuna taparlar. Çünkü öğrettikleri, sadece insan buyruklarıdır.’ Mar.7:8 Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.” Mar.7:9 İsa onlara ayrıca şunu söyledi: “Kendi törenizi sürdürmek için Tanrı buyruğunu bir kenara itmeyi ne de güzel beceriyorsunuz! Mar.7: 10 Musa, ‘Annene babana saygı göstereceksin’ ve, ‘Annesine ya da babasına söven kesinlikle öldürülecektir’ diye buyurmuştu.
Titus 1:11-“Onların ağzını kapamak gerek. Haksız kazanç uğruna, öğretmemeleri gerekeni öğreterek bazı aileleri tümüyle yıkıyorlar.”
HİNDUİZMİN DİNİ METİNLERİNDE DOMUZ ETİNE BAKIŞ
“Yalnızca helal şeyler yenilecektir. Domuz eti dışında her türlü hayvan eti yenilebilecek.” Bhavishya Purana in the Pratisarag Parv III Khand 3 Adhay 3 Shloka 10 to 27 Maharishi Vyas
BİLİM VE TEKNİK
“Domuz doku grupları bakımından insana en yakın hayvan. Bu nedenle domuzdan insana karaciğer, kalp kapağı vb nakli yapılıyor. Fakat domuzdan insana organ nakli tamamen tehlikesiz değil; çünkü domuz DNA’sının %1’i inaktivite olmuş retrovirüslerden oluşuyor. Retrovirüsler insan için, başta AIDS olmak üzere, birçok hastalık yapıcı virüsleri içeriyor. Tabii bu, domuzdan insana AIDS veya başka bir hastalık geçer anlamına gelmiyor; fakat retrovirüslerin hepsini tanımadığımızdan, uzun sürede nelerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz.” (Bilim ve Teknik Sayı-364 Science et Vie, Ocak1998)
DOMUZ ETİ-DİYANET İSLAM ANSİKLOPEDİSİ
“Domuzun haram kılınmasındaki hikmetlerin neler olduğunu bugün ilim ve modern tıp tam anlamıyla tesbit edip ortaya koymuş olmamakla beraber bu hayvanın birçok hastalık sebebini bünyesinde taşıdığı ve insan sağlığına verdiği zararların öldürücü boyutlara ulaştığı bilinmektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar, hayvan etleri arasında en çok domuz etinin insana hastalık bulaştırma özelliğine sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Domuz eti, yağ dokusu ve elementleri bakımından diğer hayvan etlerinden farklıdır. Hangi domuz cinsi olursa olsun bunların etlerinde kolesterin, yağ asitleri, kükürt, histamin, büyüme hormonları oldukça fazladır. Domuzdan başta trişin hastalığı olmak üzere domuz şeridi, domuz yılancığı, domuz vebası, domuz gribi, kuduz, şarbon, ruam, şap. tüberküloz bulaşır. Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı araştırmacılar domuzlarda görülen bir virüsün AiDS’e benzer bir hastalık yaptığını, bazıları da domuz etinde “toxoplasma gondii” adında bir parazit bulunduğunu, iyi pişmemiş domuz etinin bilhassa bebeklerde kanser, körlük ve zekâ geriliği gibi hastalıklara sebep olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ayrıca domuz etinde bol miktarda bulunan kolesterin ve yağ asitleri, kükürt bakımından zengin mukopolisakkaritler, büyüme hormonu, cinsiyet hormonu, histamin ve îmidazol gibi maddeler safra kesesi iltihapları ve taşları, apandisit barsak iltihapları, apse ve çıbanlar, şirpençe, kadınlarda nisâî akıntılı iltihaplar, mafsal iltihabı ve kireçlenmesi, damar sertliği, tansiyon yüksekliği ve infarktüs gibi hastalıklara yol açmaktadır. Nitekim Alman hekimi H. H. Rec-keweg, domuz etinde bulunan yüksek seviyedeki kolesterin ve yağ asitlerinin damar sertliği, tansiyon yüksekliği ve infarktüs; mukopolisakkaritlerin mafsal iltihabı ve kireçlenmesi, fazla miktardaki büyüme ve cinsiyet hormonlarının kanser: histamin ve imidazolun ekzama, ürtiker, astıma, vazomotor rinitis gibi allerjik hastalıklara sebep olduğunu ileri sürmektedir. Ancak bu konuda kesin sonuçlara ulaşabilmek için daha geniş araştırmalara ihtiyaç vardır.
Doğulu ve Batılı bazı düşünür ve ilim adamları, beslenme ve gıda rejiminin insan bedeni ve karakteri üzerinde tesiri olduğunu söylemişlerdir. İçki yasağıyla birlikte düşünülünce domuz yasağının bu bakımından da önem taşıdığı şüphesizdir. Domuz eti ve içki tüketen toplum fertlerinde görülen şiddet ve taşkınlık eğilimiyle hiç et yemeyenlerde görülen sakin mizaca karşılık müslümanların orta bir mizaç hali sergiledikleri söylenebilir.
Bazı uzmanlar domuz yağının E vitaminini yok ettiğini, domuz etinin erkek ve kadınlarda aşk duygusunun zayıflamasına ve kısırlaşmaya yol açtığını ileri sürmektedir. Gerçekten insanların cinsî hayatı için çok önemli olan E vitamini yağların oksidasyonunu önlediği gibi yağlarda bulunan ve yine cinsî hayat için önemli olan A vitamininin de okside olmasına engeldir. Yağlarda her iki vitaminin, bilhassa E vitamininin noksanlığında erkeklerde kısırlık, kadınlarda düşükler ve cinsî hayatta durgunluk meydana gelir.
Domuzun her türlü pislik ve leş yemeye düşkün, obur, hantal ve hayvanlar arasında vücut temizliği yapmayan hemen hemen tek canlı niteliğini taşıması sebebiyle olacaktır ki onu yiyenler de dahil bütün dünya milletlerinin dillerinde domuz kelimesi hakaret ifade eden cümleler içinde yer almıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de bu özelliğiyle de anılmaktadır.]
Domuz etinin zararlarıyla ilgili ilmî sonuç ve iddialar bu çerçevede olmakla birlikte domuza dair dinî yasağın bunlara bağlı olduğunu söylemek doğru değildir. Çünkü bir konudaki İlmî kanaatin ileride değişme ihtimali mevcuttur. Bugün bilinen mahzurların herhangi bir şekilde ortadan kalkması domuz etindeki yasağı geçersiz kılmaz. Müslümanlar domuzla ilgili yasağı, başta Kur’ân-ı Kerîm olmak üzere ilâhî kitaplarda mevcut kesin bir emir olarak telakki eder ve bu İnançla gereğini yerine getirirler.” (Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Domuz Maddesi)
DOMUZ ETİ İLE İLGİLİ BİR ÇALIŞMA
Zehirli Maddeler
Domuz eti çok yağlıdır. Yenildiği takdirde, bu yağ kana geçer. Böylece kan, yağ tanecikleriyle dolmuş olur. Kandaki bu fazla miktardaki yağ; atar damarların sertleşmesine, tansiyon yükselmesine ve kalp infarktüsüne sebep olur. Ayrıca, domuz yağ içerisinde “sutoksin” denilen zehirli maddeler mevcuttur. Vücuda giren bu zehirli maddelerin dışarı atılması için, lenf bezlerinin fazla çalışmaları icap eder. Bu durum, bilhassa çocuklarda lenf düğümlerinin iltihaplanması ve şişmesi şeklinde kendini gösterir. Hasta çocuğun boğaz bölgesi anormal bir şekilde şişerek, âdeta domuza benzer. Bu sebeple, bu hastalığa “domuz hastalığı” (skrofuloz) adı verilir. Hastalığın ilerlemesi hâlinde, bütün lenf bezleri cerahatlenerek şişer. Ateş yükselir, ağrı başlar ve tehlikeli bir durum ortaya çıkar.
Fazla miktarda kükürt
Domuz etinde bol miktarda bulunan sümüksü bağ dokusu, kükürt yönünden çok zengindir. Bu sayede, vücuda fazla miktarda kükürt alınmış olur. Bu fazlalıksa; kıkırdak, kas ve sinirlere oturarak eklemlerde iltihaplanma, kireçlenme ve bel fıtığı gibi çeşitli hastalıklara yol açar. Domuz eti devamlı yenirse, vücuttaki sert kıkırdak maddesinin yerini, domuzdan geçen sümüksü bağ dokusu alır. Bunun sonucu olarak, kıkırdak yumuşar; vücut ağırlığına tahammül edemeyerek altında ezilir. Böylece, eklemlerde bozulmalar meydana gelir. Domuz eti yiyenlerin elleri pelteleşir, yağ tabakaları teşekkül eder. Mesela, yiyen kimse sporcuysa; yorgun, tembel ve hareketsiz olur. Bazı futbolcular bu sebeple mesleklerinden olmuşlardır.
Aşırı büyüme
Domuzda büyüme hormonu da çok fazladır. Doğduğu zaman birkaç yüz gram olan domuz yavrusu, altı ayda yüz kiloya (!) erişir. Bu kadar süratli gelişme, büyüme hormonunun fazlalığı sebebiyledir. Domuz etiyle fazla miktarda alınan büyüme hormonu, vücutta doku şişliklerine ve iltihaplanmalara yol açar. Burun, çene, el ve ayak kemiklerinin anormal bir şekilde büyümesine ve vücudun yağlanmasına sebep olur. Büyüme hormonunun en etkili yönü, kanserin gelişmesine zemin hazırlamasıdır. Nitekim domuz kesimi işiyle uğraşanlar, erkek domuzların belli bir yaştan sonra kansere yakalandıklarını ifade ederler.
Deri Hastalıkları
Domuz etinin ihtiva ettiği histamin ve imtidazol denilen maddeler, deride kaşıntı hissi uyandırır. Ekzama, dermatit, nörodermatit gibi iltihabî deri hastalıklarına zemin hazırlar. Bu maddeler ayrıca kan cibani, apandisit, safra yolları hastalıkları, toplar ve damar iltihapları gibi hastalıklara yakalanma ihtimalini artırır. Bu sebeple doktorlar, kalp hastalarına domuz eti yememelerini tavsiye ederler.
Domuz eti ve Trişin
Domuz eti ile insana bulaşan tehlikeli hastalıklardan birisi de Trişin [Trischin] hastalığıdır. Domuzlar bu hastalığı Trişinli fare yemek veya Trişinli domuz eti ile beslenmekle alırlar. Fakat Trişin domuzlarda ağır bir hastalık yapmaz. Halbuki insanlarda, çok tehlikeli ve öldürücü bir hastalık meydana getirir. Domuz etiyle alınan Trişin kurtçuklar, mide ve bağırsak yoluyla kana geçer. Böylece bütün vücuda yayılırlar. Trişin kurtçukları özellikle çene, dil, boyun, yutak ve göğüs bölgelerindeki kas dokularına yerleşirler. Çiğneme, konuşma ve yutma adalelerinde felçler meydana getirirler. Yine kan damarlarında tıkanıklığa, menenjit ve beyin iltihabına sebep olurlar. Bazı ağır vakalar, ölümle sonuçlanır. Bu hastalığın en kötü tarafıysa, kesin bir tedavi şeklinin olmamasıdır. Trişin hastalığı, bilhassa Avrupa ülkelerinde yaygındır. Sıkı veteriner kontrolleri yapılmasına rağmen, İsveç, İngiltere ve Polonya’da Trişin salgınları görülmektedir. Yurdumuzdaysa, yerli Hıristiyanların dışında Trişin hastalığı görülmemiştir.
Gıdalar ve insan Mizacı
İnsan ve hayvanlar, yedikleri gıdaların az–çok etkisinde kalırlar. Mesela; kedi, köpek, aslan gibi et yiyen hayvanların yırtıcı; koyun, keçi, deve gibi ot ile beslenen hayvanlarınsa, daha uysal ve yumuşak huylu oldukları malûmdur. Bu durum, insanlar için de geçerlidir. Nebati gıdalarla beslenenlerin, genellikle halim–selim; et ve et ürünleriyle beslenen insanların ise, daha sert mizaçlı oldukları tespit edilmiştir. Domuz, dişisini kıskanmayan bir hayvandır. Domuz eti ile beslenen insanlarda, kıskançlık hissinin zayıfladığı veya dumura uğradığı gözlenmiştir. Fransız filozoflarından Savorin de beslenmenin mizaç üzerindeki bu tesirine çok önem vererek, “Bana ne yediğini söyle, senin ne olduğunu haber vereyim.” demiştir.
ORADAKİ DOMUZU GÖRÜYOR MUSUNUZ?
Alman hekimi Prof. Dr. Reckeweg “Domuz Eti ve İnsan Sağlığı” adlı eserinde bir hatırasını şöyle anlatır:
“Tedavi maksadıyla bir çiftçi ailesinin, biraz sapa yörede bulunan çiftliğine gitmiştim. Babada müzmin antroz (dejeneratif eklem hastalığı) ve kalça eklemi iltihabı vardı. Ayrıca karaciğerinden de rahatsızdı. Annenin bacaklarında varis ve eziyet verici kaşıntısı olan egzama vardı. Ailenin kızları ise, kalp yetmezliği ve romatizmadan rahatsız idi. En sağlıklıları görünmesine rağmen oğulları da anjin sonrası kalp yetmezliğinden ve kan çıbanından müşteki idi. Evin öbür kızı ise, müzmin bronşitten muzdarip idi. Oğullarından bir diğeri de, “domuz kıllanması” ve müzmin plörite yakalanmış olup, devamlı tekrar eden fistül ifrazatından rahatsız idi. Yukarıda sakinlerinin hastalıklarından uzun uzadıya bahsettiğim çiftlik evinde muayene sırasında garip bir olaya şahit oldum. Ailenin arasında iri cüsseli bir domuz, hiç istifini bozmadan aşağı doğru sarkan kalın bir ağaç dalına abanarak sırtını kaşıyordu. Hastalara “Oradaki domuzu görüyor musunuz? Onun kaşınmasına ve iltihaplara yol açan maddeleri, etiyle beraber siz de yiyorsunuz. İşte bu maddeler, sizdeki hastalıkların yegâne sebebidir.” dedim. Yukarıda kendilerinden bahsettiğim, “Kara Ormanlar” havalisinde oturan benzeri çiftlik sahiplerinden verdiğim nasihati dinleyenler, domuz eti yemekten vazgeçerek hastalıklarının çoğundan kurtuldular. Şimdi o çiftliklerin etrafındaki otlaklarda İslâm ülkelerinde olduğu gibi küçük koyun sürüleri yayılıyor.” (“Merak Ettiklerimiz 1, Prof Dr Selahattin Salimoğlu (Prof Dr Adem Tatlı)” Cihan Yay.)
“Hayvanlar paraziter enfeksiyonlar için önemli bir kaynaktır. G lamblia kedi ve köpeklerde de bulunmaktadır. İnsanlarda hastalık yapan en büyük protozoon olan Balantidium coli ve bir nematod olan Trichinella spiralis özellikle domuzlardan geçmektedir. Cryptosporidium’un insanlarda hastalık etkeni olarak tanımlanmadan önce sığır, koyun, kedi, köpek, geyik tavşan gibi pek çok hayvanda bulunduğu ve bu hayvanlarda ölümcül ishal nedeni olduğu bilinmektedir.
Trichinella spiralis enfeksiyonunda, enfekte domuz etinin yenmesinden sonraki ilk hafta içinde parazitin erişkin hali ve barsağa yayılan larva formları enflamatuvar enterite neden olur. Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal görülür. Periorbital ödem, miyozit ve eozinofili hastalık için tipiktir. (Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi http://www.ttb.org.tr/STED/stedeski/sted3.html)
YILLIK DÜNYA SAĞLIK RAPORU VE DOMUZ ETİ
Dünyada yılda 6-8 milyon kişi kanserden ölmektedir. Neden: Kötü beslenme kaynaklıdır. Kötü beslenme konusunda bkz. Domuz eti.
Dünyada yılda 6-7 milyon kişi kalp/ kardiyovasküler hastalıkları ölmektedir. Neden: Kötü beslenme kaynaklıdır. Kötü beslenme konusunda bkz. Domuz eti.
A.B.D’de kanserden yılda 600-700 bin kişi ölmektedir. Neden: Kötü beslenme kaynaklıdır. Kötü beslenme konusunda bkz. Domuz eti.
A.B.D’de kalp hastalığından yılda 600-700 bin kişi ölmektedir. Neden: Kötü beslenme kaynaklıdır. Kötü beslenme konusunda bkz. Domuz eti. http://www.healthysecrets.com/health_news/topics/sickness_diseases.html
DOMUZ ETİ VE HEPATİT E
Domuz çiftliklerinde çalışanlar Hepatit E tehlikesiyle karşı karşıyalar. (University of Chicago Pres Volume: 27S3-September 2001) http://www.journals.uchicago.edu/doi/pdf/10.1086/324566?cookieSet=1
DOMUZ ETİ VE SİROZ
Yapılan istatistiklere göre domuz eti tüketenlerde siroz vakalarına rastlanmaktadır. . (National Center for Biotechnology Information U.S. National Library of Medicine) Lancet. 1985 March) http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/2858627?dopt=Abstract
DOMUZ ETİNDEN 38 ÖLÜ, 1857 HASTA
Domuz etinden zehirlenerek 38 kişi öldü, 1857 kişi hasta oldu. (Sydney Morning Herald in Australia) AFP January 29, 2004)
MOZART DOMUZ ETİNDEN ÖLDÜ
Ünlü besteci ve müzisyen domuz etinden zehirlenerek öldü. (BBC, Monday, 11 June, 2001) http://news.bbc.co.uk/2/hi/entertainment/1382537.stm
DOMUZ HASTALIĞI KOLOMBİYAYI VURDU
Domuz etinden bulaşan öldürücü tenya kurdu Kolombiya’daki binlerce insanı tehdit etmektedir. Parazitin kurtçukları ilk önce merkezi sinir sistemine ve beyne saldırmaktadır. Domuz eti talebi bir anda dibe vurdu. Narino ilindeki hastaneler hastalarla dolup taşmaktadır. Batı Kolombiya’da kayıtlı 30 bin kişi sara (epilepsi) riski altındadır. Her yıl birkaç bin kişinin kayıtsız olarak hasta olduğu bilinmektedir. Bu sorunun dünya çapında 50 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilmektedir. Kolombiya, Meksika, Alt Afrika Sahrası, Hindistan ve Doğu Asya halkları buna maruz kalmaktadır. (Friday, 30 November, 2001) http://news.bbc.co.uk/2/hi/business/1683646.stm
HONG KONG’DA VE ÇİN’DE DOMUZ ETİ VAKALARI
Hong Kong’da 1270 kg domuz eti toplatıldı. Shenzhen’deki marketlerde bulunan domuz etleri de toplatıldı. Yiyenlerin adları kayıt ettirmeleri istendi. Çin de domuz etinden dolayı geçen aydan beri mücadele veriyor. Çin’in güneyindeki Sichuan ilinde domuz etinden dolayı 39 kişi öldü, 200 kişi enfeksiyon kaptı. 650 domuz öldürüldü. (Monday, 15-Aug-2005-News-Medical.Net) http://www.news-medical.net/?id=12475
DOMUZ ETİNİN DAHİLİ PARAZİTLERİNE KARŞI ÖNLEMLER
Domuz etiyle beslenenlerin muhtemel parazitlere karşı ekstradan oldukça fazla önlem almaları gerekmektedir.
Florida Üniversitesi: http://edis.ifas.ufl.edu/pdffiles/AN/AN03900.pdf
Dünya Sağlık Örgütü : 65. Dünya Sağlık Örgütü Kongresi Raporu 6 March 2003
http://www.who.int/gb/ebwha/pdf_files/WHA56/ea5610.pdf
http://www.thepigsite.com/pighealth/article/407/internal-parasites
DOMUZ ETİ YENİLMESİNİ DOĞRU BULMAYAN BAZI YAYINLAR VE HRİSTİYAN GRUPLAR
http://www.who.int/gb/ebwha/pdf_files/WHA56/ea5610.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://www.who.int/gb/ebwha/pdf_files/WHA55/ea5523.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://www.who.int/biologicals/publications/Influenza%20inactivated%20recommendations%20annex%203.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://whqlibdoc.who.int/publications/2007/9789241580397_3_eng.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://whqlibdoc.who.int/hq/1999/WHO_CDS_CSR_EDC_99.1.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://whqlibdoc.who.int/hq/2002/WHO_CDS_CSR_EPH_2002.9.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://www.who.int/foodsafety/publications/capacity/en/appendix.pdf Dünya Sağlık Örgütü
http://www.trichinella.org/cit1.php?year1=2000&year2=2006 Dünya Literatürü (Trişin hastalığı raporu)
http://www.journals.uchicago.edu/action/doSearch?searchText=pork&filter=all Üniversite yayını Hepatit E virüsü
http://edis.ifas.ufl.edu/pdffiles/AN/AN03900.pdf Üniversite yayını
http://extension.missouri.edu/xplor/agguides/pests/g07020.htm Üniversite yayını
http://www.animal-science.org/cgi/content/abstract/77/11/2971 Hayvan bilimi
http://www.scienceinafrica.co.za/2002/june/worm.htm Bilimsel yayın
http://www.pubmedcentral.nih.gov/pagerender.fcgi?artid=1638284&pageindex=1 Sağlıkla ilgili yayın
http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/2858627?dopt=Abstract Resmi yayın domuz eti ve siroz
http://www.cdc.gov/mmwr/preview/mmwrhtml/00001884.htm Resmi yayın- United States, 1990
http://www.omafra.gov.on.ca/english/research/foodsafety/2002/sf6017.htm Kanada resmi yayın
http://www.michigan.gov/documents/emergingdiseases/Hutton_Pig_Paper_177657_7.doc Resmi yayın
http://www.antwifarms.com/swinediseases.shtml Bu konudaki geniş haberler yığını
http://www.phac-aspc.gc.ca/publicat/ccdr-rmtc/01vol27/27s3/27s3m_e.html Hepatit E virüsü
http://www.healthysecrets.com/health_news/topics/sickness_diseases.html Farklı linklerle
http://www.smh.com.au/articles/2004/01/29/1075340769773.html Domuz eti ölümleri ve zehirlenmeleri
http://news.bbc.co.uk/2/hi/entertainment/1382537.stm Mozart domuz etinden öldü
http://news.bbc.co.uk/2/hi/business/1683646.stm Kolombiya’da 30 bin domuz eti hastası
http://www.news-medical.net/?id=12475 Hong Kong’da 250 domuz eti hastası
http://www.thepigsite.com/pighealth/ http://www.thepigsite.com/pighealth/article/407/internal-parasites Domuz eti hastalıkları
http://www.biblestudy.org/basicart/six-reasons-why-i-do-not-eat-pork-or-shrimp.html
http://www.biblestudy.org/cleanfood.html
http://www.biblestudy.org/basicart/chrdrink.html
posted in HARAMLAR | 0 Comments
